ağrılı zamanlar, geçiyor,

akşam, sabaha kavuşuyor da,

bir sor, benim güneşim,

nasıl doğuyor,

avlumda, çayır çimen küs,

sırtını dönmüş ,

boynunu bükmüş,

elbette, güneş doğacak,

bir ben,

güneşi ellerimde doğuramayacağım,

ağrır, dama düşen,ateşin,

soluklanır, nefesim de, alazın,

yanar, ciğerim de, közün,

yükselir, isli dumanların,

akar, gözlerim…

gün, bana değil,

güneş, sana değil,

kimeydi ki ?

bu güneş,

bu nimet,

bu elmas bozması, yağ tenekeleri,

ekmeği, yağından,çalmışlar,

bugünden bana ne,

yarından, sonrakiler den…

ve daha sonrakilerden,

güneş doğacak,

kime, kimi vurduracak,

altın sarısı, alevden top,

hangi çoçuğun,

bahçesinde zıplayacak,

hangi çocuğun,

elinden, düşecek ,yağlı ekmekleri,

küstüm çiçeklerim

hangi umudu ekecek,

yağsız tenekelere.

Sibel Karagöz

3 thoughts on “YAĞSIZ TENEKELER”
  1. altın sarısı, alevden top,

    hangi çoçuğun,

    bahçesinde zıplayacak,

    hangi çocuğun,

    elinden, düşecek ,yağlı ekmekleri,

    ne güzel ifadeler bunlar….tebrikler….

Bir Cevap Yazın