Aslolan doğdu ve öldü,

İki nokta arasında bir kara çizgi,

Kimi harita metot,

Kimi çizgili,

Kimi boşluğun boşluğu,

Kimi şanslı,

Kimi şanssız,

Hepi topu iki çiziktir,

Bazısı renkler arasında boğulur,

Bazısına sadece kömür karası kalır,

Kimi ardında, renkli bir çuval bırakır,

Kimisi tıka basa dolu kömür çuvalı,

İkisinin arasında da bir ömür yatar,

Bir sabah kalkarsınız,

Odalar da bir ses ararsınız,

O gözünün içinde yaşadığınız ,

gözlerini sonsuza kapatmıştır,

Dizleriniz tutmaz, bağlarınız çözülür,

belki de düğüm üstüne düğüm atar,

Küçülür, küçülür…

İçiniz de ki çoçuğa sarılırsınız,

Orada bile insan, kendine,

Kendi yalnızlığına ağlar…

İki kırık nokta işte,

Doğum ve ölüm…

Ve ben hep düşünürüm,

Biz ölümü büyütürüz avuçlarımızda,

Biliriz her gülümsemenin sonu ağlamaktır…

Ve biz en çok içimizde ki büyümeyen çocuğa ağlarız,

Elimizden akıp giden ömre ağlarız…

Ağlamak için ille de bir sebep olmasına gerek yok,

Yaş’a da gerek yok,

gökte mavi ve üç dakika

Yeter de artar, ince bir yüreğe…

Şimdi sen neredesin ?

diye soranlara,

gökte maviye, kanat çırpıyorum,

diyorum…

Sibel Karagöz

Bir Cevap Yazın