sevmek dedi ,
somut mu ?
soyut mu ?
nasıl dedim ?
kavram dedi, kavram,
yenir mi ?
içilir mi ?
ya da
elle tutulur mu ?
anlayamıyorum,
ya da
anlatamıyorum…
*
şöyle uzunca baktım,
beni mi sınıyor,
yoksa denize dalga mı çalıyor,
kara kara gözlerini devirmiş,
öylece bakıyor,
çoçuk dedim,
hayat uzun ince bir yol,
çokça düşeceksin ,
çokça yaralanacak,
çokça kalkacaksın,
işte o düştüklerinde ,
elini uzatıp kaldıranlar,
seni sevenler,
yarana tuz basanlar da,
senin sevdiklerin,
bilmem anlatabildim mi ?
*
şöyle bir baktı,
ayağa kalktı, hızlı adımlarla,
odayı adımladı,
biraz da çalımladı,
sonra karşıma geçip,
sevildiğini sanıp,
ölesiye seveceksin,
aşk bu mu ? dedi…
çözdün dedim, çözdün
sen,
annenin seven gözlerini ,
arıyorsun, herkes gibi,
ve
herkes gibi, bulamıyorsun,
işte çelişki…
*
sevmek ,
toprağında güzel .
nasıl dedi ?
mesela dedim,
sen hiç ,
toprağını sevmeyen çiçeğin,
açtığını gördün mü ?
ya da
büyüyüp geliştiğini,
*
o zaman ,
ben toprağımı bulamamışım,
dedi…
gözlerini karasından devirdi…
*
heyyy çoçuk !
yol uzun, yarınlar çok,
pek çok durakta soluklanacak,
birinde ,
nefesini ciğerinde tutacak,
iki pır pır kanadı midende havalandıracak,
yüreğini sol cebinden düşüreceksin,
kahkahanı gözlerinin içinde patlatacaksın,
bir zelzele de, adımların titreyecek,
yar’dan düşeceksin,
ve mırıl mırıl
dudaklarının kenarından
“seni seviyorumlar “
dökülecek,
çoçuklar gibi,
işte ,
sevmek böylesi bir şey
çoçuk …
Sibel Karagöz

Bir Cevap Yazın