Birçoğumuzun bildiği üzere şair Yûnus Emre’nin hayatı hakkında kesin bir bilgi yoktur. Nerede doğdu, nerede öldü, mesleği neydi, aile hayatı nasıldı?…  Eldeki kaynaklar onu anlatırken rivayetlere başvurmaktadır. Yani hayatını bir bakıma menkıbelerden öğreniyoruz diyebiliriz. Fakat bildiğimiz bir gerçek var ki  Yûnus Emre, Türlüğün insanlığa kazandırdığı en güzel hediyedir ! 

Yûnus’u anlamak için Yûnus olmak...

Edebî yönünü bir kenara bırakırsak onu -bir nebze de olsa- anlamak için dünyaya onun gözünden bakabilmek gerekir. Adanmışlık ruhunu, kendisini aşka teslim edişini, hak yolunda kendisinden geçişini… Yok oluşun timsali oluşunu…

Onu en iyi anlayanlardan biri Osman Kemâlî Efendi, bakın ne güzel anlatıyor Derviş Yûnus’u :

Ezelden bezm-i uşşâka giren bir pîrdir Yûnus/ Makâm-ı kuds-i lâhut’a eren tek/bîrdir Yûnus

Adını sayamayacağım birçok isim, dergâhından geçen dervişleri, benim gibi naçiz birçok edebiyatçı da Yûnus’un kalemine gark olmuştur elbet… Lâkin o öyle bir dünya ki anlamak, manadaki öze inmek pek de kolay olmuyor. Koca Yûnus yeri geliyor iki kelama sığdırıveriyor gönül gözüyle gördüklerini.

Bir rivayete göre Mevlana ile onun mesnevisi hakkında konuşurken “Sen mi yazdın bunu?” diye soruyor. Mevlana “Evet ben yazdım.”  deyince “Çok uzun yazmışsın, ben olsaydım ‘Ete kemiğe büründüm/Yûnus diye göründüm.‘ der, bitirirdim.” diyor. 

Yüzyıllar evvelinden yazdıklarını bugün okuyanın anlayabileceği açıklıkta yazmıştır. Anadolu’nun öz Türkçesiyle kaleme aldığı şiirleri kolay okunabilen fakat derin tasavvuf izleri görülen güzelliktedir. Nitekim yukarıdaki iki mısrasında da bunu açıkça göstermiş, varlık aleminden dünyaya gelişini ete ve kemiğe bürünmüşlüğüyle dile getirmiş.

Kendisinden sonra gelen Molla Kâsım ne yazık ki onu anlayamayanlardan… Neden mi?

Rivayete göre Molla Kâsım, Yûnus Emre’nin şiirlerini bir dere kenarında okurken “Bu İslam’a aykırı, bu şeriata aykırı” diyerek çoğunu yakmış ve suya atmış. Ta ki Yûnus Emre’nin şu mısralarına denk gelene kadar :

Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme/ Seni sigaya çeker bir Molla Kasım gelir” 

Molla, Yûnus Emre’nin görünenin ardındaki büyüklüğünü o an anlamıştır ama iş işten çoktan geçmiştir.

Hakkında çokça yazılan çokça konuşulan bir isimdir Yûnus Emre. Derler ki Nallıhan’da kadılık görevi yaparken hasbelkader yolu bir dergaha düşer. Bu dergâh Yûnus’u kendisine nasıl çekmişse kadılığı bir kenara bırakıp Tapduk Emre’nin dizinin dibinde tasavvufa yönelmiştir. Dile kolay kırk yıl dergâhta hizmet etmiştir. Odun toplayan, günlük işlere yadım edip hizmet eden, dervişliği maddi manevi yaşayan Yûnus, “Hocamın dergahına eğri odun yakışmaz.” deyip ormandan odun getirirken bile özenli ve dikkatli olurmuş daima. Yani şeyhinin gönlüne boşuna girmemiştir.

“Bizim Yûnus”

Yûnus, dergâhta onca yıl hizmet ettikten sonra manevi yolculuğunu tamamlayamadığını düşünerek tekkeden ayrılır. Yolda rastladığı erenler ile yaşadığı olağanüstü durumlar ile kendisinin farkına varır ve gerisin geri dergâha döner. Tapduk Emre’nin eşi ile konuşur. Şeyhinin onu bağışlaması için ne yapması gerektiğini sorar. O da Tapduk Emre’nin sabah namazına abdest almak için kalktığında kapı eşiğine yatmasını söyler. Ayağı sana deyince “Bu kim?” diye sorar. Ben de “Yûnus” derim. “Hangi Yûnus?” derse bil ki seni affetmemiştir. “Bizim Yûnus mu?” derse kapan ayaklarına, af dile, demiş.  Emre’nin gözleri görmezmiş. Eşi, koluna girip abdeste götürürmüş. Yûnus, denileni yapınca Tapduk Emre, “Bizim Yûnus” demiş elbette… Koca şeyh bilmez mi Yûnus’unu…

Velhasıl dostlar, muhabbet Yûnus’a gelmişse o sözün başı var sonu yok. Kendisini tam manasıyla tanımasak da biliyoruz ki bugün bile okuduğumuzda damağımızda eşsiz tat bırakan eserleriyle, yaşamıyla Yûnus, okunması gereken başlı başına bir kitaptır.

Reklamlar

By nurgulakbal

Muallime Hanım ❤️ Künye Edebiyat E-Dergi Editörü 📚 Kutlu şehre aşık. Yeni'ye karşı değil nefesi Eski'de.. 😍 H&N💕 🇹🇷 !

One thought on “DERVİŞ YÛNUS…”
  1. Yunus Emre’de tıpkı Hacı Bektaş Veli gibi, dört kapıdan, kırk makamdan, ibadetten, yetmiş iki millete saygı gösterilmesinden, insanda bulunan şeytani güçlerle İlahi güçlerin bitmeyen savaşından, iyi ve kötü huyların askerlerinden söz etmiş zamanın en hem dervişi, hem şeyhi, hem alimi, hem katibi, hem yazarı, hem delisi, hem velisidir…

    Eline, gönlüne sağlık kıymetli kardeşim.

yusa irmak için bir cevap yazın Cevabı iptal et