Büyüklerimizin meşhur deyimi;  “Bu değirmenin suyu nereden geliyor” kelâmıyla başlayalım…

Evvelâ, değirmenin suyu Gümüşhane diyarından gelmekte ve başta Akocak Köyü olmak üzere tüm Yağmurdere köylerinin ekmek teknesi olan değirmeni şenlendirmektedir.

Değirmenin tarihine baktığımız da, yapımı 150-200 yıl öncesine aittir. İçerisinde üç adet öğütme taşı bulunmaktadır. Taşların ikisi buğday için kullanılırken, dübek isminde ki diğer taş ise çorbalık öğütmek için kullanılmaktaydı?

Bir de değirmenin ticari yönüne baktığımız da, vardiyalı olarak çalışan görevlilerin olduğunu, oradaki kazançlarını ise köylülerin öğütmek için getirdiği arpa, buğday, sarı baş (ince buğday) ve mısır dolu tenekelerden birer kilo (gabicar) yani pay alarak gelir elde ettiklerini öğrenmekteyiz. Öğütülecek besinlerin taşınması ise atlarla yapılmaktaydı. Bu taşımacılığı çoğu kez erkekler yaparken, bazen de kadınlar yapmaktaydı.

Yollar tozlu anı, insanlar bin bir öykü kahramanı işte…

Zamanında yoğun ilgi gören bu mevsimlik değirmen, tarla ekim işlerinin son bulmasından ötürü 37-38 yıl önce kapatılmıştır.

Şimdiler de yıkılmaya yüz tutmuş duvarları ile geçmişi hatırlatmakta ve kırık dökük çatısıyla hiç bir onarım yapılmadan dere kenarında ki varlığını halâ sürdürmektedir.

Değirmen, elbette binlerce hikâyeye ev sahipliği yapmıştır. Kim bilir, kimlerin sevdasına şahit olmuş, kimlerin hüznünü öğütmüş, sevincini bağrına basmış ve nicelerine rızık müjdesi olmuştur, kim bilir…

Bizler tüm bunları bilmesek de, değirmene uzunca baktığımız da yaşamadığımız, görmediğimiz yılların kokusunu buram, buram almaktayız. Bir iki tahta parçasından ve birkaç taş yığınından bizim de heybemize miras kalan işte bu değerli duygulardır. Anı olarak kalanlar ise yalnızca insanlardır.

Çünkü; Dağ, taş, mevsimler değişmez, her yıl aynı güzelliği ve taşıdığı maneviyatı kusursuz sunarlar. Fakat vakit geçtikçe bu güzelliğe şahit olanlar birer birer anı’laşırlar…

                ✒️_Nurşen Yayla_

Hane-i Fanzin 5. Sayı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın