Geçmişte öğretmenlerimin öğretmeni değerli insan merhum Metin Aşkın Hocam aradı. Zatı alileri eli öpülesi öğretmenlerimizden biridir. Özetle dua ederek; ’’ 80 küsur yaşına rağmen iki eli kanda olsa evine gelen günlük mahalli gazetede önce yazını arıyorum ve mutlaka baştan sona zevkle okuyorum. Bazen de kesip gelenlere de okutuyorum. Yazıların diğer makalelerden çok farklı. Önemsenmeyen, unutulan, yazılmayan değerlerimizi farklı bir lisanla yazarak gündemde tutmaya çalışıyorsun. Dolaysıyla çok önemli bir hizmet veriyorsun. Belki sen yazan olarak göremezsin ama unutma evladım, suyun kıymetini susayan insan daha iyi idrak eder. Her makalenden şiirinden alınacak onlarca mesaj var. Kalemin güçlü, aman yazmaya devam et. Birde trafikte eften püften sebeplerle yapılan kavgalara, saygısızlıklara dair yazı kaleme alsan. Bakıyorum adam basit kaza yapıyor, kasko aracın masraflarını ödüyor ama sahipleri bunun için kavgaya tutuşuyor…’ dedi. Böyle bir özel okuyucu olan öğretmenimden gelen öneriye elbette hayır diyemem. Bakalım gönülden gelenler parmakları klavyede hangi tuşlara dokunup kelimeler, cümleler oluşturacak ve gazetelerdeki köşeye ulaştıracak.

Trafik, günlük yaşamda en çok duyduğumuz ve mutlaka bir vesile ile içerisinde yer aldığımız, üzerine eleştiriler, öneriler, yorumlar yaptığımız üç heceli bir kelimedir. Dünden bugüne toplum çok ama çok değişti. Küçüğün büyüğe, büyüğün küçüğe saygısı sevgisi azaldı. Başka bir tabirle büyük büyüklüğünü küçük küçüklüğünü unuttu. Bu gidiş pek hayra alamet değildir. Bunun için geç kalmadan yazarlar çizerler, eğitimciler bir şeyler yapmalıdır. Özellikle yazılı görsel basın usulüne uygun şekilde konuyu işlemelidir. Ama maalesef dizilerimiz hiç de olumlu model oluşturmuyor. ‘Ön tekerleği arka tekerlek takip eder’ sözünden hareketle gerektiği tarzda örnek olamıyoruz. Çocuklarımızı gölge kabul edersek onların nasıl eserimiz olduğunu daha iyi idrak ederiz. ABD ‘da trafik işaretinin olmadığı yolda iki araç karşılaştığı zaman sürücüler bir birlerine ‘el işaretiyle lütfen önce siz buyurun’ demeyen sürücüye rastlanmaz. Bu güzel özellik Müslümanlarda olması gerekmez mi? (Faruk Beşer) Ama bizde böyle bir karşılaşmada mübarek sanki acile hasta götürüyormuş gibi arabanın burnunu habire öne sokarak karşıdakinin yolunu kesmeye çalışırız. Bunu gören araçta ki çocuklarımızda ‘AFERİN BABA, ÖNCE KAPTIN’ der. Sonra da büyüyüp direksiyona geçince daha fazlasını yapmaya çalışır.

Pimi çekilmeye hazır bomba misali maalesef toplum günden güne geriliyor. Özellikle genç nesiller daha çok agresif konumda bulunuyor. İsterseniz sizlere sabah evden çıkıp akşam eve dönünceye kadar trafikte muhtemel kavgaların bir senaryosunu çizeyim.

  • Sabah saat 07.’de işe gitmek üzere uyanacaksınız ama apartman önündeki bekleyen servis aracı geciken personeli uyarmak için Daaat! Daaat! diye kornaya basıyor. Sizi erkenden uyandırıyor. Al sana sana trafikte kavga sebebi.
  • Sabah işe gitmeden önce çocuğunuzu okula bırakacaksınız. Zamanınızda kısıtlı. Evden apar topar indiniz o da ne? Arabanızın arkasına düşüncesizce biri park etmiş. Çıkmanız mümkün değil. Sahibini de bulamıyorsunuz. Bu arada çocuğunuz ilk ders olacak yazılıya geç kalacağım diye sıkıştırıyor. Al sana trafikte kavga sebebi.

*

ODUN

Ben odunu,

Sade dağda olur sanırdım

Meğer yanıldığımı yeni anladım

Trafikte öyle odunlar var ki, yetişip sayamadım

……………………………………………….,

Adam gelip ana giriş kapısı önüne park eder

Sonra da rahatça bilinmedik yerlere doğru gider

Ara tara bul bulabilirsen, öfkelenme yine sabır dile sen

Ben de Daaat! Daaat’ diye mahalleyi ayağa kaldırıyorum

İstemeden hastayı rahatsız edip, uyuyanı uyandırıyorum

Sonuç mu?

Vatandaş balkonlara, pencerelere çıkıyor, hiddetle bakıyor

Bahçedeki araç çıkamıyor, dışardakinin sahibi bulunamıyor

Hadi bundan da vazgeçtim, ya İtfaiye, ambulans lazım olsa

Bilinçsiz odunlar yüzünden, hasta ölse, apartman yansa

Sahi sorumlusu kim olacak? Ah bir cevap bulunsa

……………………………………………………,

Benden tavsiye, arabayı park ederken sağına soluna bakıver

Zahmet olmazsa içerden camına bir telefon numarası bırakıver

Bunu da unuttun mu? Ben odunluk yaptım deyip, özür dileyiver

Bu millet o kadar da kötü değil, kızsa da YİNE DE AFFEDER İnşallah bu yazılanlar anlayanlara tesir eder, kavgalar gider

MAHİR ODABAŞI

By MAHİR ODABAŞI

1966 yılında Çorum ili Osmancık ilçesi Seki Köyünde doğdu. İlkokula köyünde başlayıp daha sonra Ankara Çankaya Mithatpaşa İlkokulundan 1977 yılında mezun oldu. 1985 yılında Kargı ilçesinde memuriyete başlayıp sırayla Osmancık ve Mecitözü ilçelerinde 2001 yılına kadar görev yaptı. 1990 yılında İşletme Fakültesini bitirdi. 1991 1992 yılında Ankara Mamak Muhabere Okulunda kısa dönem olarak vatani görevini yaptı. 1990 - 2000 yılları arası çeşitli ilköğretim ve liselerde dışardan İngilizce ve İlk Yardım derslerine girdi. 2001 yılında açılan Sivil Savunma Uzmanlığı sınavını kazanarak Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğünde göreve başladı. 2019 yılında, ikinci üniversite olarak Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Okulunu bitirdi ve C sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı belgesini aldı. Halen İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görev yapmakta olup, evli ve 2 İlköğretim Matematik Öğretmeni babasıdır.

Bir Cevap Yazın