AKİF’i GÖRDÜM…

Issız ve tenha sokakta bir gece vakti,

Sönüktü tüm lambalar, etraf karanlık idi.

Lakin o sönük lambaların içinden tek bir lamba,

Karanlığı delerek, aydınlatıyordu geceyi.

Yanan lambanın altında fark ettim ki bir ihtiyar,

Sokak geniş lakin gelir ona dar.

Bir sağa döner, bir sola belli ki bir şey arar,

Sordum, duymadı anlaşılan biraz sağar.

Dönüp dolaşırken dilinde birkaç kelime,

Hürriyet, istiklal! Beni bir merak sardı bile.

Durdum, biraz daha bekledim,

Lakin sıkılınca seslice soruverdim:

-‘’Amca! Dönüp durusun dilinde Hürriyet!

Duydum, lakin bilmem, söyle onlarda nedir?’’

İhtiyar duydu oturdu, altında sedir,

Bir derin nefes aldı anlattı nedir:

-‘’İstiklal; özgürlüktür, bağımsızlıktır!

İnsanın uğruna öldüğü en yüce amaçtır!

Devletindir, milletindir bir kişinin değil herkesindir.

Hürriyet ise hür olmak.’’ dedi ihtiyar.

Hür olmalı hayatı senin benim,

Hür olmalı kazandığın, alın terin,

Hür olmalı ömrü herkesin,

Hükmü ebedi olmalı hürriyetin!

Anne karnında hücre idin, bir cenin,

Daha tatmamıştı hürriyeti tenin

Bir tattın mı bırakamadı elin,

Kalbi hürriyet ile çarpar Türk milletinin!

Türk milleti ki kabul etmez esareti

İster kalbi içten içe hürriyeti,

İstiklal! İstiklal!  Diye inler bedeni,

Hürriyet uğruna ölüm bize şandır!’’ Dedi ihtiyar.

Uzaklaştı sonra beli bükük vaziyette,

Sokak inledi ‘’Akif’’ diye.

Sonra anladım niyeyse,

O giden ihtiyar, Akif imiş…

mavibulbul’den

Reklamlar

Bir Cevap Yazın