şöyle. bir baktım ,

aynada ki silüetime,

kimsiniz, dedim,

yabancı kadına,

derinden bir soluğa,

aynada ki buhara,

sordum,

bu derinden çizgiler,

nerden peydahlandınız,

hangi derdin sahibi,

oturtup, yerleştirdi,

öyle,

geniş geniş ,

soluklana soluklana,

üstüne de köpüklü kahvenin,

k’öpüğünden, öptünüz,

hani nerde,

sarı fotoğraflara ,

cımbızla,

koyduğunuz çocuk,

büyümeyen çocuk,

hani nerde ???

bir bir silindi,

çocuk fotoğraflar,

belki süpürüldü,

bunak ihtiyarlığımla,

baş başa kaldım,

belki de yüzleştim,

hep aynı soru ?

dudaklarımın kenarından,

tereyağlı , toz şekere bulanmış

ekmek kırıntıları ile,

döküldü,

çocukluk,

yaşandı ve bitti.

Sibel Karagöz

Bir Cevap Yazın