IĞDIR BELEDİYE SARAYINDAKİ EKABİRLER..

Iğdır’ın ilçe döneminde çok katlı birkaç binasından biri de Belediye sarayı idi.
Bodrum, zemin ve iki katlı olan binanın yanında büyükçe bir düğün salonu yapılmıştı. Şimdiki yer altı çarşısı üzerinde.
Düğün salonu odalarının bir kısmı bir dönem polis karakolu olarak kullanıldı. Karakol tahliye ettikten sonra bir süre de Ocak temsilciliği kullandı.
Düğünler ve diğer toplantılar, eski halk eğitim merkezi salonu dışında başka bir yer olmadığı için genelde bu düğün salonunda yapılmaktaydı. Düğün, toplantı olmadığı diğer günlerde ise çay salonu, yani kahvehane olarak kullanılırdı.
Yeşili, sohbet ve çay masaları olan güzel bir çay bahçesi idi.
O tarihlerdeki bir anım şöyleydi; Ortaokul öğrencisiyim, tahminim 1974/75’li yıllar. Ulusal gazetelerden birinin ekinde “yoktur benim öğretmenim” diye bir şiir göndermiştim, yayınlamışlardı. Bende bu başarımı paylaşmak üzere rahmetli babamı arıyordum. Belediye bahçesinde oturduklarını tahmin ediyordum. Uzaktan oturduklarını gördüm yanlarına gittim. Masada, Rahmetliler Şair Hamit Dönmez, Em. Öğretmen/Yeşil Iğdır Gazetesi Mesul Müdürü Paşa Akyıldız, Yeşil Iğdır Gazetesi Sahibi/ Yazar, Şair Salih Şıktaş oturmaktaydılar.
Ben gazeteyi uzatarak “Baba bir şiirim yayınlanmış dergide” dedim.
Babam “aferin” dedi ve mutlu olduğunu görmekteydim.
Bu heyecanımı gören Şair Hamit amca gazeteyi alıp gözlükleriyle biraz okudu. Sonra bana dönerek “tebrik ederim, bende ödül olarak sana bir ‘(imla) yazım kuralları’ kitabı alıp hediye edeceğim” dedi.
Beni, şiirimden dolayı kutladılar ve izin isteyip ayrılmıştım.
Birkaç gün sonra elinde bahsettiği kitapla gelmişti rahmetli Şair Hamit Dönmez amca.. Zaman zaman faydalandım bu nadide kitaptan. Düşünmesi bile beni mutlu etmişti. Allah üçüne de rahmet etsin.
İlçemizde Kaymakamlık, hastane, oteller, belediye binası gibi bazı binalar iki-üç katlı binalardı.
Tek katlı, bahçeli, yeşilliğin hakim olduğu, şehrin içinden geçen sulama kanallarıyla bağ bahçelerin sulandığı yerdi Iğdır şehir merkezi. Çıraklı (Karaağaç/Sultanabat bölgesi) arkı, Söğütlü (İydirmava bölgesi) arkı, Baharlı (14 Kasım bölgesi) arkı şehrin takriben 500 metre aralıklarla şehrin orta yerinden su taşımakta idiler.
Özellikle o yıllarda yurt dışında çalışan işçiler birikimlerini Iğdır’da ev/işyeri almaya yatırmaktaydılar. Binaları çok katlı yapma taleplerine hiç müsaade edilmedi. Yıkılmış sokak duvarı için bile sökülüp yapılmaya izin verilmemekteydi.
Yatırımları değer kazanmadığı gerekçesiyle çoğu büyük şehirlere yöneldiler. Zaten 1965-1970 yıllarında Iğdır’da yerleşik yaşayan sakinlerinden de büyük oranda göç verdi.
1963 – 1980 ihtilaline kadar Belediye olarak döneminde yapılaşmaya imkan tanınmadı. Kırsalda ise hazine arazilerini işgaller son hızla başlamıştı. Mantar gibi evler her yıl çoğalmaktaydı. Altyapısı olmayan, yaşam koşulları oluşmayan evler, çeşitli illerden gelenler tarafından hazine ve belediye hazinesi toprakları olan yerlere yapılıyordu.
Iğdır’a Mimar gerek sloganı ile aday olan ve sonrasında bağımsız aday olarak seçimlere katılarak seçilen Orhan Ağırkaya dönemi başladı ve inşaat müteahhitliği işleri, kat karşılığı yapım furyası yaygınlaştı.
Özellikle Vali yolu üzerinde bir arsa bulabilen herkes yap/sat işine koyuldu. Yer sahipleri apartman yapılsın diye yüzde oranıyla inşaat yap/satcı-larına bahçelerini vermeye (tabir yerindeyse) seferber oldular.
Biz dönelim nostaljimize..
Belediye sarayı serbest meslek erbabının gözde mekanıydı.
Ziraat odaları / Köy Birliği Başkanı Muzaffer Işık, Kızılay Şube Başkanı / Arzuhalci Vahap Akar, T Hava Kurumu Başkanı Mecit Şeyran, Halk Kütüphanesi, Av. Muzaffer Öztekin, Av. Ali Karagiyim, Av. Zeki Kara, Av. İbrahim Bozyel, Hudut postası gazetesi sahibi Atalay Sever zemin katta kira ile oturmaktaydılar. Değişik tarihlerde belediye sarayında kurum yada serbest meslek erbabından benim hatırımda kalanlar ve ofisi olanlardı.
Dönemin etkin avukatlarından eski Belediye Başkanı Rıza Yalçın’ın oğlu / Güven Gazetesi kurucusu Av. Ataman Yalçın, Av. Türkan Aydoğdu, Ermeni İddialarıyla Mücadele eski Dernek Başkanı Av. Cafer Zor, Eczacı Nazım Karadağ, ecz. Kenan Açıkel, Ecz. Aydın Aras, Ecz. Abbas Yavuz ve isimlerini hatırlayamadıklarım, toplumun sevip saydığı insanlarımızdan bazılarıydı. Emir Şıktaş

By emircan

Bir ömrün sonbaharı..

Bir Cevap Yazın