İlham, insan hayatının tamamına hakim zâhir-bâtın (iç – dış) ikileminin bir tek çizgide ve olabilecek en son limitte kaynaşması, bütünleşmesi.

İlham, insan aklının ve gönlünün Cebrail kanadıyla okşanması, uyarılması. Yükselişini, manasını, tamamına erdirmek üzere yola çıkmış tüm kelimelerin “en güzel” adıyla mana gergefine uğrayarak ve uygun kumaşlarla istikametine devam etmesi.

Her bilenin üstünde yegâne “Alim” olan Allah’hu Azimu Şan tarafından her bir şeyi tekrar, yeniden bilmeye muhtaç insanın rezonans frekanslarıyla bilemediklerini bilir, göremediklerini görür, işitemediklerini işitir, duyar hale gelebilmesi…

Bilginin ve daha ötesi ilmin en duru kaynağını keşif, doyma bilmeyen öğrenme istek ve iştahının tatmine ulaştırılmasındaki keyfiyet… Hata payının sıfıra düşürülmesi. İlmin ârizîliğine, bilginin izâfîliğine, seçme, tercih etmedeki kusurların giderilmesinde bir mihenk taşı… Parça ile bütün arasındaki bağlantıların tespitini orijinaline en yakın nitelikte yapabilme ve böylece ilmin bütünlüğünü idrak edebilme meselesinde doğruyu, ama her zaman doğruyu gösteren istikamet ibresi.
Sahi sezgi nedir?
Vicdan kavramından tam olarak ne anlaşılmalıdır?
Önsezinin ilim ve bilimle ilişkisi ne anlam taşır?
Bilgi nedir, ilim nedir, his nedir?
Doğaçlamanın (Tulûat) gerçek hayatta bir yeri var mı?
Mantığın kuru, yavan ve kendini beğenmiş ukalâlıklarından bilginin berekete bakan yönünü kurtarmak ve keyfiyet denen meçhule ulaşmak mümkün mü?
Analiz ve sentez gücünün ana dinamiğinin adı ne?
Rüya ve hülyalarla eşya ve hâdiselerin ilişkisi ne?
Bir nokta olan ilmi bölen, parçalayan cehaleti yok etmenin çaresi ne?
Asıl ile görünen arasındaki ilişkiyi ilim ve bilgi bazında yakalamanın yolu ne?
Ve birbiri içine girmiş ve girdikçe de arapsaçına dönmüş soruların netlik derecesindeki farklılıklar saklı kalmakla birlikte en net cevabı, ilham nedir veya neler ilham değildir, usul ve metoduyla incelemeye alınan ilham kavramının anlaşılmasına bağlı.

Evet, o arı için, bal yapmasına imkan sağlayacak yol. Bir örümceğin ağ kurma sanatını, bir ipek böceğinin en nadide kumaşı dokuma seçkinliği, balinaların denizlerine dönme becerilerini yönlendiren esas güç. O, bütün hayvanlarda, insiyakı davranışların fıtrat bağlantısı.

Bu düşünceyi ne göz görmüş, ne kulak duymuş, ne de o, daha önce herhangi bir gönle konuk olmuştur. İlham bu. Gerisi ilham benzeri birer esinti. Daha çok eski malumatları derleyip yenileme ameliyesi.

İnsan, mahiyeti itibariyle ilmi kendi bütünlüğü içinde kaplayacak güce sahip. Ama, fakat ve lakin insanın da türünün de ömür süresi belli ve sınırlı. İnsanın ilimden nasip payı yeteri kadar çünkü fıtratta israfa zerre kadar yer yok!

Zorlayıcı olan esasen ilhamdır! Yani ilham kendisi zorlayıcı olandır. Onu zorlamak mümkün mü? İlham ilmi bağlayıcı zincir. Onu ilmin veya bilginin kendisi kabul etmek hataların en büyüğü… Ancak iç içelik öylesine görülmedik bir ölçüdedir ki, onu anlamada hataya düşmemek de mümkün değil!

Bilgi, ilmin elvan elvan, renk renk kelama, beyana dökülüp yazılması. Bilgiye kimliğini kazandıran da işte bu renklerdeki çeşitlilik. Fakat renge tonunu veren yine ilham. Netlik veya bulanıklık, ilhamın bağlantı merkezinin aşınmışlığını veya korunmuşluğunu gösteren belge.

Sonsuzun olmayan iki ucu: İşte ilhamla vahiy arasındaki mesafe de tam olarak bu. Biri, Alemlerin Rabbi ünvanlıyla, yek diğeri de tek ahizeyle konuşma. Peygamber ve veli nispeti. Bağlayıcı olma yönleri de buna göre kayıtlı.

İlhamlar arası nisbet farkı ister inanın ister inanmayın bir gerçek. Zira düşünce farklılıklarının en önemli gerekçesi bu. Şeytan nefesiyle, ilhamın münasebeti olmadığını söylemek bile abes. Heves, Kaf sınırını aşamaz ki, ilhama komşu olabilsin..

Şiir mûsikî. İlhamla beslenenin, nefesine karanfil kokusu sinmiş. İlham da, esinti de cihanı kaplamış. Cins, dil, din ve ırk ayırımına tamamen kapalı. İşleyen bir kafa ile birlikte uyanık gönül sahipleri ilham coğrafyasının her karesine dahil. Fakat uğrak yeri pek az. İstemelerdeki isteksizlik onun için bir dalgakıran. Doyumun maddede aranması varlık gayesiyle boğuşmak. İlhamın rüyası ise sükûnet. Kavga, kaos onu ürküten, kaçıran ses; ilham hasretimizin yegane sebeplerinden biri.

Bir Cevap Yazın