İnsani ilişkileri aydınlatan bir güneş: Güven. Onun ışığı altında, şüpheye, tereddüde, droplu herhangi bir düşünceye yer olamaz! Felsefesi berrak ve net: Beraet-i zimmet (suçtan arınmışlık) asıl olan…

Yaratılış serüveni masumiyetle başlar, adaletin kurumsal yapısı suçsuzluk esası üzerine kurulur, insani münasebetler bu anlayış üzerine temellendirilir. Aykırı durumlar arızi, istisna. Kurala dönüştürülmeleri, kurumsal niteliğe büründürülmeleri ne doğru ne de doğal.

Güven her toplumun yapısının ana harcı. Taa aileden başlayan ve uluslararası ilişkilere kadar uzanan her türlü toplumsal akit ve aktivitenin hem oluşumu hem de sürekliliği güven şartına bağlı. Güvenin sarsıldığı ortamda bütün değerler sarkık; kaybedildiği yerde bütün değerler yitik. Görülen cebri ahenk, sabit, değişmez kozmik nizam ve intizam, şuurumuzda yankılanan irade üstü bir gücün gönderdiği güven mesajları. Hayatımızın manifestosu bu mesajlara verdiğimiz olumlu tepki, yani özgür uyum. Lambamızın kandili yine güven. Kur’an-ı Kerim’de ana rahmine; “kararı mekin” (23/13) denilmesi bedenlenme sürecimize ait ilk algılamalarımızın, sağlam, güvenilir bir ortamda başladığının öğretici işareti. Orada beslenişimiz, nefeslenişimiz, uzvi bütünlüğe erişimiz ve baştan sona yaşadığımız her değişim ve dönüşüm makro düzeydeki nizamın bizdeki yansıması. Ne ki, nizam bütün ve kuşatıcı. Benliğimizin güven yanını ikna eden keyfiyet biraz da nizamdaki bu özellik. Söz konusu özgür uyum, güvenen ve güvenilir olan şahsiyette vuzuha kavuşma şansına sahip. Gerisi ciddi eksiklik..

Yalan güvene en büyük darbe. Politik düşüncenin hayatın bütün cephelerini istilası güvenin sürgün yılları. Onun verimli kaynağından beslenen her türlü erdem ve fazilet de beraberinde. Samimiyetten, içtenlikten, sevgiden ve saygıdan tecrit edilmiş seremoninin bahtsız, talihsiz aktörleriyiz. Yazık ki çok yazık..

Psikolojik güvenle teolojik güven, yani iman ve inanç bir biriyle çok yakından irtibatlı. “İman hem nurdur, hem kuvvettir. Hakiki imanı elde eden kişi bütün kainata meydan okuyabilir ve imanının kuvveti ölçüsünde olayların negatif baskılarından kurtulabilir.. Öte dünyası gibi bu dünyası da mutlu ve bahtiyar olur..

İman teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül ise iki dünya saadetini netice verir..” şeklindeki özlü düşüncelerle konuya sayısız vurgu yapmak mümkün. İnançsızlığın tabiatında var olan kaos ve tahrip pek çok seçkin duyguyu yıktığı gibi güveni de yıkar, tahrip eder.. Çok yönlü mükemmelliğin ayırıcı kriteri güven. O bir seçkinlik alameti, asalet göstergesi. İrsi tarafı ağır basan cazibe gücü. Her yerde geçerli, limiti sonsuz sosyal kredi. Eksilmeyen itibar. Yanıltmayan öncü değer. Peygamberimiz Efendimiz’e, peygamberliği öncesinde güven kaynağı anlamında “el-Emin” denilmesi O’nun ölçüye gelmez değerini işaretlemesi bakımından çok önemli olduğu gibi, güven kazanımına getirdiği perspektif ve teklif ettiği vizyon bakımından da çok önemli. Güven bir peygamber sıfatı ve yine güven bir melek (81/21) karakteri..

Hadiste: “Aldatan bizden değildir” buyrulmuş; güven adına ne büyük irşat, ne büyük kelam..

“Biz öyle bir toplumuz ki, aldanırız lakin aldatmayız” buyrulmuş; yüce kemalde en güzel güven öğretisi..

“Müslüman, diğer Müslümanlar elinden ve dilinden güvende olandır” buyrulmuş, ne kadar zarif ve kapsamlı bir güven tanımı…

“Ey iman edenler” hitabı, aynı zamanda güven toplumuna sesleniş. Bu doğrudan seslenişin kronolojik sıraya göre yüz üçüncü sureye (22/77) ertelenişi, vahyin başlangıcından on üç sene sonra ve ancak Medine’de söylenişi güven toplumunun tekevvün zorluğunu ele veren ilahi bir işaret.

Son derece vahim boyutta güven bunalımı yaşayan dünyamıza yeni bir güven ruhu üfleyecek olan da yine böylesi bir güven toplumu. Varlıklarını onun yapılanması uğruna harç edenlerin ifa ettikleri vazife ne güzel ne kutlu..

Bir Cevap Yazın