Bir Cumartesi tatili. Amcaoğlu Hacı Nihat, Hacı Hasan ve ben, tatil olmasına rağmen kalabalık olan, ticaretin kalbinin attığı tahta kalemiz Cumhuriyet caddesinde gezmekteyiz.
O gün yaz havası da kendini belli ettirmekte. Yani her zaman kırk dereceyi bulan hava sıcaklığı yine kırk dereceyi bulamamışsa da kesin 37-38 dereceye ulaşmış..
Geçmişte ağaçları bol olan caddede, güneş çarpmasından etkilenmemek için akasya ağaçlarının gölgesini seçiyoruz.
Iğdır ilçesinin en eski caddelerinden biri Cumhuriyet caddesi. Geçmişi bir asrı bulan caddelerimizden birisi.
Bu caddenin bir kısmı yıllardır altın alış verişi yapan kuyumcuların mekanı. Caddenin döviz büroları da ticari manada farklı bir yanı. Caddenin en belirgin özelliği çok eski esnafları barındırması idi. Maalesef üzülerek gözlemlemekteyiz ki eskiler ya vefat nedeniyle, ya da işi bırakması dolayısıyla ticaret hayatından çekildiler.
Çocukları da, giyim mağazası, yoğurt kaymağı, bal, lor, yağ, yerli köy yumurtası, deri peyniri gibi günlük yöresel sağlıklı gıdalar satan bakkaliyeyi, sadece kumaş, entarilik pazen basma, yöresel giyim için dikilecek elbiselikler satan manifatura mağazaları hazır giyime yönelmelerden dolayı bıraktılar.
Nostalji olması ve rahmetle anmak adına hatırladıklarımı sıralayayım; Iğdırmavalı bakkal Behlül emi, Melekli manifaturacı Kelbayı Taat emi, Aralıklı seyyid Mirabbas emi, Melekli manifaturacı Zöhrap emi, Iğdırmavalı Bakkal Yakup emi, Melekli manifaturacı Ali emi, Karakoyunlu manifaturacı Hacı Abdullah emi, Kazançılı Hacı Şaban emi, Dokkuzlu Terzi hacı Kurban emi, Züccaciyeci avm Hacı Ali emi, Kasımcanlı manifaturacı Hacı Penah emi, Karakoyunlu manifaturacı Hacı Neman emi, Aralıklı bakkal hacı Kerem emi, Karakoyunlu manifaturacı H Selami emi, Yaycılı toptancı Hacı Muherrem emi, Şöllülü manifaturacı hacı Ekber emi, pirinç satan Meherrem emi, Fırıncı hacı İbad emi, Şöllülü av bayii Hacı Emir emi, Iğdırmavalı toptancı Hacı Asker emi, Karadenizli Fırıncı Mehmet emi, Toptancı Kelbayı Seyfettin-Selahattin emi, Karadenizli toptancı Adil emi, Iğdırmavalı camcı Tahar emi.. insanın gözünün aradığı fakat bir elin parmakları kadar bile kalmayan simalar. Vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyorum.
Hayal gibi, film gibi gözümün önünden akıp giden cadde sakinlerinin anılarından Hasan kardeşimizin sesi ile irkiliyorum.
Terzi Hacı Kurban (Terzi Hacı) emiyi kastederek “babamın dükkanına uğrayıp çıkalım.” diyordu Hasan.
Tamam dedik ve Cumhuriyet caddesi arkası olan, bir tarafında çoğunlukla Taşburunlu soba yapımcısı ve her çeşit malzemeler satan Erol’ların işyerlerinin de olduğu, sobacı Güraras kardeşlerin işyerleri, diğer yanında dericiler kasap Alay emi, esnaf (hurdacı) İbrahim emi, kasaplar, sebze meyve satanların olduğu ara sokağa doğru yöneldik.
Terzi dükkanına vardığımızda içeride tatlı bir sohbetin ortasına düştüğümüzü anladık.
Terzi Hacı (Kurban) emi ceket yakasını elle dikmekte ve sohbet için gelenler ise H. Rıza (Rızgo) emi, H. Ferzende emi, H Sadık emi ve ismini hatırlayamadığım birkaç yaşlı büyüğümüz.
Hacı Rıza emi sohbet ve şaka mahiyetinde takılarak Terzi Hacı Kurban emiye şöyle dedi; “Hacı, müşterilerden siparişleri (takım elbiseleri) parasıyla birlikte alıyorsun, geç diktiğin için adam elbiseyi giyemeden ölüyor, elbiseyi kendin giyiyorsun”
Bu laf atma girişimi üzerine oturanlar bir kahkaha attı ve bu lafın altında kalmak istemeyen Hacı Kurban emi soğukkanlı, sakin, sıradan bir suala cevap verir gibi cevapladı. Oturanlar terzi hacıdan daha heyecanlı idiler.
“Haklısın Hacı, doğru diyorsun, kendim giyiyorum. Ama senin gibi çoklarını dükkanın orta yerinde yere uzatarak (argo ve sinkaflı laflar) tebeşirle etrafını çizmiş, ölçüsünü almış göndermişim” diye cevapladı..
Gençler olarak biz, büyüklere ayıp olmasın diye gülmemek için kendimizi zor tutmaktaydık.
Yapılan sohbet gençlerin sataşmalarına taş çıkarıyordu. Latifelerine kahkahalarla gülmekteydiler.
Biz izin isteyip çıktık ve dışarıda gülmeye başladık. Allah rahmet etsin vefat edenleri. Kahkahalardan sonra çiçekli, limonlu çayları kahveciden isteyip sohbete devam ettiler.
Halen hatırladıkça onların şakalara tahammül etmelerine, baki dostluklarına, sohbetlerine, güzel, hoş anılarına gülümsemekteyiz.. Emir Şıktaş

Reklamlar

By EMİR ŞIKTAŞ

Bir ömrün sonbaharı..

Bir Cevap Yazın