Dünyaya gözümü açtığım Karakoyunlu köyü/ilçesinde rahmetli babamın bakkal, terzi, tekrar bakkal işyeri oldu.
Çok iyi kalpli, yardımsever, kendi çocuğuna yemeyip yediren yardımsever yapısından dolayı bakkal esnaflığını bırakmıştı rahmetli.
Yıl 1970 ve ailece gazetecilik/matbaacılık işine giriyoruz, yani esnafçılığın yanına halkla ilişkileri çok yoğun olan, her zaman tepki çekebilen, rekabet yapma mecburiyeti bulunan, topluma güven vermek ve bilgi toplayabilmek temeline dayalı bir mesleğe başlamış olduk.
Bu Gazete halen mahallindeki haberlerle sizlerle buluşan 1955 doğumlu Yeşil Iğdır Gazetesi’dir
Döneminde haber sıkıntısı yaşadığımızda başvurduğumuz ulusal basın Tercüman Gazetesi idi. 3 numara Tercüman Gazetesi abonesi idik. Gazetemiz telefon numarası ise 23 idi.
Tercüman Gazetesinin kurucuları Kemal Ilıcak, Sadettin Çulcu ve Ünal Sakman’dı.
Yazarları ise Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaşar Nabi Nayır, Kadircan Kaflı, Ahmet Kabaklı, Tarık Buğra, Uğur Reyhan, Rauf Tamer, Ergun Göze, Reşat Ekrem Koçu, Murat Sertoğlu, Mukbil Özyörük, Ali Rıza Alp, Güneri Cıvaoğlu, Nazlı Ilıcak, Yavuz Donat, Ertuğrul Yeşiltepe ve Ünal Sakman’dır. Semih Balcıoğlu’nun karikatürleri de gazetede yayımlanmıştır.
Genel yayın yönetmenliğini Taha Akyol yapmaktaydı. 1001 temel eser Akyol döneminde çıkarılan eserlerdi.
Tercüman Gazetesinin ikinci sayfasında “Gün Işığı” başlıklı köşesinde, aslen Elazığ/Harput’lu rahmetli Ahmet Kabaklı yazmakta idi.
Öğretmenlik yapan ve sonra Avukat olan Şeyhulmuharrir ünvanı verilen Kabaklı, edebiyat hocası olduğu için edebi yazılar yazar ve günlük yazılarıyla gazetede okuyucusunun karşısına çıkardı.
Rahmetli Kabaklı, Gazeteciliğinin yanı sıra kurduğu Türk Edebiyatı Vakfı’nın başkanlığını da ölünceye dek sürdürdü. Türk Edebiyatı Dergisini aksatmadan yayınladı ve halen yayın hayatına devam etmektedir. Türk Dil Kurumu üyeliği yaptı.
Bunca meziyete, beceriye, yetkiye, başarıya, saygınlığa, erke rağmen rahmetli Kabaklı’dan bir kez olsun, şunu yaptım, bunu ettim, bu kadar öğrenci okuttum, şu kişileri ekmek sahibi ettim, şuna vesile oldum gibi tek kelam duymadık.
Öğrenci okutmaları, burs sağlamaları, destek vermeleri elbette olmuştur, fakat yaratanla kendi aralarında kalmıştır.
Hürriyet’in sahibi Simavi, Tercüman’ın sahibi Ilıcak, Cumhuriyetin sahibi Nadi, Son havadis, Günaydın vd. gazetelerin sahipleri ağırbaşlı, vakur, saygın olmuşlar, büyüklük taslama hastalığına yakalanmamışlardı.
Rahmetli Av. İbrahim Bozyel (veya ismi açıklanmayan insanlarımız) onlarca öğrenci okutmaktayken hiçbir kimseye yaptığı, ettiği hakkında tek söz dediğini duymadık..
Ne acıdır ki bugün sosyal medyada bir site açanlar, dalında bazı yazarlardan yazı iktibas edenler, makale yazdıranlar, birkaç prof, doç unvanlıyı bulduğunda burnu kaf dağıyla yarışanlar, kendilerini dev aynasında görmekteler. (Saygıdeğer zatları tenzih ediyorum)
50 Yıldır naçizane fiilen gazete çıkardığımız ve internet sayfalarımız olmasına rağmen bu tarz tavırlar takınanımız olmadı, olmazda.
Taş yerinde ağırdır.
Yukarıda saydığım gazete patronlarından kaçının gazetesi kendisindedir.
Bence empati yapmalı, bu tipler öz eleştiride bulunmalılar..

By emircan

Bir ömrün sonbaharı..

Bir Cevap Yazın