Aynı anda yaşadığın insanlarla aynı zamanı paylaşmak zorunda değilsin. Herkesin zamanı farklıdır. Bazılarının zamanı daha önce gelir, bazılarının daha sonra. Mühim olan sevmektir. Hor görmemektir. Unutmamalı ki sana değer veren, seni yaratan onu da yarattı. Bugün İslam ile müşerref olmadığı için dışladığın yarın hakiki bir Müslüman olabilir. Gün gelir, devran döner. Zamanın varken şükretmeli, seninle aynı zamanı yaşamayanlar için de sabır ile dua etmelisin. Beklemek zaman kaybetmek değil, bazen zaman kazanmaktır. Ve en zoru da sabırla beklemek: sitem etmeden beklemektir. Teslim olarak beklemek. Nedir bu teslim olmak? Ve neden kelimenin kökü “s-l-m” yani selamdır? Şöyle ki Allah’ın es-Selam adı; esenlik, ferahlık veren; her türlü kötü durumdan selamete erdiren, gözetip koruyan manalarına geliyor. İslam’da teslim olmak da hal diliyle “Sana bıraktım Mevlâ’m. Sen bilirsin. Hayrı nasip et ve nasip ettiğinden razı et. ” demektir… Ve İslam, teslimiyet dinidir. Kelime anlamıyla İslam; teslimiyet, itaat ve boyun eğiș gibi manalara gelir. Her şeyde bir tevafuk yaratan bunda da ne güzel bir incelik yaratmış, değil mi? Yani teslim olunması gerekene teslim olmak, pes etmek değildir. Hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna iman ettiğinden, kederin geldiği yeri bilip sabretmektir. Çetin bir kışın arkasından gelecek baharı beklemektir. Hem bazen kederi bile ayrı güzel oluyor. İnsan nasıl ki en çok üşüdüğünde ve sıkıldığında kendine sarılıyorsa kederlendiğinde de en çok aklına Rabb’i gelir. Unutmayın: her şeyin bir zamanı var ve her şey gerçekleşmesi için o zamanı bekliyor. İnsan zamana esir; zaman da Allah’a müsteslim…

Reklamlar

By Sena Teper

Sanat Tarihi Öğretmeni, Çocuk Gelişimci, Yazar

Bir Cevap Yazın