Hayatın içinde bir şeyler ile uğraşıyoruz. Hayatın yorucu keşmekeşi insanı bir hayli zora sokuyor. Ee ne demişler zorluk olmadan aş kazanılmıyor evlat.

Bazen bir an geliyor uzaklara gitmek istiyor insan, kendi başına, eşiyle, arkadaşıyla, ana babasıyla, ama gitmek istiyor gidesi geliyor. Hayatın yorucu temposunda bir şeyler ile didinip uğraşırken arka fonda Barış Manço’dan Sarı Çizmeli Mehmet Ağa çalıyor. Yazıyorlar dertleri ama tahtaya mı ömrümüze mi orası meçhul.

Arda az para kazanıyor daha fazlasını kazanmak için ek mesai yapıyor sevdiklerini aksatıyor, ya da kavuşamıyor sevdiklerine. Arka fonda Cem Karaca’dan Tamirci Çırağı çalıyor. Mola’da arkadaşı Tekin ile birer sigara yakarken nasıl sevdiğinin gönlünü alacağının konuşmasını yapıyor. Arka fonda Erkin Koray’dan Sevince çalıyor. Sigaralar sönünce mesaiye devam.

Yorucu hayat duyguları da köreltiyor. Zamanla yıpranıyor insan. Uzaklara gitme isteği de arttıkça artıyor.

Emekliliği gelen Hasan amcayla Hüseyin amca 2.el eşya dükkanının önünde oturuyorlar. Çaylar önlerinde, sohbet koyu. arka fonda Cem Karaca’dan Namus Belası çalıyor. Hasan amca değerini bilemediler rahmetlinin sesini duyunca insanın göğsü kabarıyor, tüyleri diken diken oluyor. Hüseyin amcada ekliyor, “kendisi göçtü ama şarkıları yaşayacak”.

Yeni edebiyat öğretmeni olan Füsun hoca ilk dönemin sonunda, Zonguldak’ın bir köyü olan “Cemaller” köyüne gidiyor. Çok umut dolu, daha arabasını almadı ama bir otobüsün arkasında cam kenarında huzur dolu bakışlar atıyor yollara. Arka fonda Bulutsuzluk Özlemi’nden Güneye Giderken çalıyor.

Hayat ummadığımız anda bizi arşa’da çıkarıyor, dibe’de çekiyor. Ama biz umudumuzu yitirmezsek en sonunda gülen yine biz oluyoruz tıpkı Anadolu Rock’çılar gibi.

Güney amca meyhanede çalışıyor, güvenlik şefi. Ama bakmayın siz ona onun kendine dermanı yok. Zamanında hayallerini, umutlarını koruyamadıktan sonra insanların güvenliğini sağlasana ne sağlamasa ne onun için. İdare ediyor amiri onu emekliliğine az kaldı diye. Güney amca evliliğinin 3. yılında eşi Handan teyzemizi kalp krizinden kaybetti. Toparlanamadı Güney amca. Kendini alkole verdi. Siz bakmayın ona, onun kendine dermanı yok. Arka fonda Barış Manço’dan Unutamadım çalıyor.

Küçüklüğümüzde bazı tatsız, acı hatıralar yaşamışızdır, keşke yaşamasak ama yaşıyoruz, yaşatıyorlar. Suat abide bunlardan biri. Ufakken en sevdiği en değer verdiği teknedir. Babasının bir borcu yüzünden ailesi sıkıntıya girer ve tekneyi satmaya karar verir ve satar. Suat abimiz teknede uyur satılmadan önceki son akşam. Yarın babası alıcıyla beraber gelir, Suat’ı uyandırır. Suat acıdan, sinirden ağlayamaz o günü unutmaz.

12 yıl sonra Suat abimiz elektrik mühendisi olur ve o 12 yıl önce babasının sattığı tekneyi aratır, arar, bulur. Yıkık dökük haldedir. Satın alır ve tüm bakımını yaptırır. Suat abimiz şuan Karadeniz açıklarında golden cins köpeği Flash, eşi Sumru hanım ile bir gezinti halindedir. Arka fonda Erkin Koray’dan Fesupanallah çalıyor.

Anadolu Rock hayatımızın her anında saklıdır.

Reklamlar

By keremayyldz

Deneme, Şiir, Oyun Yazarı

Bir Cevap Yazın