Sevgili Dostlar Can Kalemdaşlarım.

Biliyorsunuz ki Zonguldak ili kozlu ilçesinde hayatımı idame ettiren biriyim. Kozlumuz da bir çok yerel gazete var. Ve içlerinde bir de BATI KARADENİZ gazetesi de var. Gazetemize KÜLTÜR VE SANAT sayfası yapmak için kollarımızı sıvadık. Ama bilirsiniz ki bir elin nesi var iki elin sesi var düşüncesiyle vede mutluluğun birliktelikle çoğalacağı bilinciyle sizden yardım istemek için buradayım.
Kaleminizden dökülen tüm şiirleriniz, anılarınız, denemeleriniz hatta fıkralarınız bile bizim için önemli. Bunun yanında bütün Kültürel faaliyetler ülkede, yaşadığınız yerde olacak her türlü faaliyetleri KÜNYE EDEBİYAT daki aile ortamını ve dostluk içerisinde aşağıdaki linke atmanız ricamdır. Eğer kabül ederseniz ki hiç şüphem yok jpg bir resim ve yazılarınız gerekmektedir.
Gazetemiz her hafta perşembe günü yayımlanmaktadır.



Not: Resminizi ve yazılarınızı göndereceğiniz mail adresimiz ve gazete linkimiz;

tans67@hotmail.com ………………… Şiirler ve resim yollama adresi
batikaradenizhaber@hotmail.com …………………………. Gazete linki



Saygılarımla
Emre Vehbi Alkan

+90 544 363 71 95

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

One thought on “dostluğa davet”

Bir Cevap Yazın