“Vatan; Ne Türkiye’dir Türklere,Ne Türkistan,Vatan;Büyük ve müebbet bir ülkedir;Turan..”Ziya Gökalp (23 Mart 1876) Çermik doğumlu. Bazılarınca Kürt ya da Zaza kimliği giydirilmeye çalışılsa da, Türk düşünürü, sosyoloğu, Türkçülüğün esaslarının yazarı Ziya Gökalp’ın Babası bazı kaynaklara göre aslen Türkmen’dir. Babası Vilayet Evrak Memuru Mehmet Tevfik Efendi (1851–1890), annesi Pirinçcizade ailesinden Zeliha Hanım (1856–1923) dır. Diyarbakır Belediye Başkanı olan dayısı, 1895’teki Ermenilere yönelik saldırıların örgütleyicilerinden olduğu iddia edilen Pirinçcizade Arif Efendi’dir. 16. yüzyıla kadar Araplar ve Farsların egemenliğinde olan Diyarbakır şehri, sonra yerleşen toplulukların çekişmelerine sahne olmuştur. Kürt kökenli olduğu söylendiğinde, Gökalp, babası tarafından Türk ırkına sahip olduğundan emin olduğunu ama aslında bunun önemsiz olduğunu belirtmiştir. “Sosyolojik çalışmalarımdan öğrendim ki milliyet, eğitime dayalıdır” demiştir.1891’de Diyarbakır’da İdadi Mülkiye’nin son sınıfında öğrenci iken beraberindekiler ile okul çıkışlarında mutat olan “Padişahım Çok Yaşa” yerine “Milletim Çok Yaşa” diye bağırmaları soruşturmaya uğrar. Sadece Gökalp’in bağırdığı belirtilir. Akabinde 1894’te okuldan ayrılır. Arapça ve Farsça dersler alır. Tasavvufla ilgilenir. Fransızca öğrenmeye başlar. Evlenme baskısı veya dini konularda bocaladığı için intihar ettiği iddia edilir.“Dilde, işte, fikirde birlik” fikrinin babası İsmail Gaspıralı (1851) ‘nın Tercümanı Ahvalı Zaman gazetesinde yayınladığı görüşlerinde Türk halklarını ortak bir dilde buluşturmak niyetiyle memleketi Kırım’da yayınladığı gazete ve dergilerin benzerini, Türklük ve Müslümanlık fikirlerini, “dilde, işte, fikirde birlik” görüşü içerisinde açıklamaktaydı Gökalp’ında gazetesi.Diyarbakır gazetesinde yazı ve şiirleri ile İbrahim paşayı “şaki İbrahim destanı” ile eleştirmiş ve bölgeden uzaklaştırmıştır.Türkçülük, Turancılık görüşünün, Türk milliyetçiliğinin yılmaz savunucusu olan Ziya Gökalp (asıl adıyla Mehmet Ziya), Gaspıralı’nın fikirlerinden de etkilenmiş olmalı ki İttihat ve Terakki’nin Diyarbakır şubesini açmış ve Peyman gazetesini yayınlamıştır. İttihat ve Terakki Selanik Şubesi’nin gençlik işleri ile uğraşan kolunun başına geçen Ziya Bey, çevresindeki gençlere toplumbilim ve felsefe dersleri verdi. Tevfik Sedat, Demirtaş, Gökalp gibi takma adlar kullanarak Selanik’te yayımlanan bir felsefe dergisinde yazılar yazdı. Dünyadaki Türkleri birleştiren, güçlü bir Türk devleti kurulmasını tasarlayan Ziya Gökalp, bu ülküyü dile getirdiği Altun Destanı’nı 1911’de Genç Kalemler Dergisi’nde yayımladı. Atatürk’ün isteği üzerine Diyarbakır vekili olarak meclise gitti. Türk ocağının kurucuları arasında yer aldı. 1914 de Kızılelma, Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak ve Yeni Hayat kitaplarını yayınladı. Emile Durkheim’in teorik temellerini kurduğu “dayanışmacılık” temelinde toplumsal modeli şekillendi. Marksizm’in sınıfsal toplum fikrine karşılık mesleki örgütleri temel toplum birimi olarak kabul eden, meslek örgütlerinin dayanışmasıyla toplumsal huzurun kurulabileceğini savunan solidarizmde karar kıldı. Toplumsal ve siyasi görüşlerini anlattığı sayısız makale yazdı. “Türkçülük” düşüncesini sistemleştirdi. Milli edebiyatın kurulması ve gelişmesinde önemli rol oynadı. Ziya Gökalp, Turancılık, Oğuzculuk, en son Türkiye Türkçülüğü fikirlerinin destekçisi olduğu iddia edilir. Mustafa Kemal Atatürk kendisinden “Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, hislerimin babası Namık Kemal, fikirlerimin babası Ziya Gökalp’tır” diyerek, Gökalp’ın fikirlerini, milliyetçi düşüncesini önemsediğini belirtmiştir.Kısa süren bir hastalığın ardından İstanbul’da 25 Ekim 1924 günü hayatını kaybetti. Allah rahmet etsin.• Kızıl Elma (1914) – Yeni Mecmua (1917) – Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak (1918)• Küçük Mecmua (1922) – Türkçülüğün Esasları (1923) – Türk Töresi (1923) – Doğru Yol (1923)• Türk Medeniyet Tarihi (1926) – Altın Işık (1927) – Yeni Hayat (1930) – Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler (1999) – Altın Destan – Üç Cereyan – Limni ve Malta Mektupları (1965)• Kaynakça; vikipedi özgür ansiklopedi.

By emircan

Bir ömrün sonbaharı..

Bir Cevap Yazın