Döküldü,
Örttü mezarımı kızılağaç yapraklarım…
Daha dün canım,
kanım kadınım,
hayat ağacımdı…
Bugün sanki yetmişyedi kat yabancım…
Kabem diyordum,
Puştmuşum,
putmuşum meğer…
İlk ben kırıldım ilk ben atıldım…
Adem’den önce ilk ben kovulmuşum cehenneme…
Düşüyorum şimdi yetmişyedi kat boşluktan bilinmezliğe…
Ellerim tutunamıyor göklere,
kendime bile…
Söke söke koparıyor lanetli bir el,
ruhumu bedenimden…
Koparıyor tırnaktan ayrılmaz sandığım etimi,
sıyırıyor kaburgamın lanetli kemiğini…
Lanetli bir tarak parmaklarım,
gökyüzümün kızıllığında saçlarını
t/arıyor kan revan…
Tırnaklarım kendi boğazımı kesiyor şahdamarımdan,
Kan kokuyor tırnak içlerim
çığlık çığlık…
Paslı bir zehirli kör kurşun,
göğsüme saplı dudak izlerin…
Soğuk bir yılan yuvalanmış gibi oylum oyuk ciğerim…
Kokusuna hasret kaldığım o kızıl saçlar urgan boynuma,
yağsız kuru…
Öylesine ihtişamlı bir ölüm ki;
Sevişmeden uyunan her uyku!!!
Bin tekme savuruyor, tekme tokat
kırık ayaklı tabureme…
Öyle bir hediye,
Avucuma pimi çekili bomba…
Doğum günümde üstelik,
Bir ölümden bin ölüm beğen diye…

Oruç Erkan
Son Şiir***********************🖤🖤🖤

4 thoughts on “Bir ölümden bin ölüm”
  1. Yüreğine Kalemine Zeval Gelmesin. Son şiir demişsin.Yani bundan sonra şiir yazmayacak mısın? Sakın ha. Bu güzel dizelerden dost kalemden bizleri mahrum etme. Şiirlerde buluşabilmek dileğiyle sevgiyle Kal…

    1. Her şiir, son şiir olma adayıdır her nefesin son olabilme olasılığında sevgilerimle 🙏🙏🙏

      1. Çok ince düşünce. O zamanher nefes öncesi kelimei şaadet getirmen gerekecek. Ama senin düşüncen saygı duyarım üstad

Bir Cevap Yazın