Stoacı Eşitlik’ten Feminizm İnşası ve ‘Feminist Manifesto’

gelecek eşittir.

Sanem ÇAKIR

Özet

Feminist Manifesto 15 öneriden oluşan, yazarın özellikle “Neden feminist olmalıyız?” sorusu üzerinde durduğu ve çocukların bu şekilde yetiştirilmesi için nelerin gerekli olduğunu yazdığı bir eserdir. Kadınlar ilk çağlardan günümüze kadar birçok eziyete kurban edilmişlerdir. Bazı dönemlerde insan olarak bile görülmemiş, doğduklarında diri diri gömülmüş ve çoğu zaman bir cinsel objeden ileriye gidememişlerdir. Günümüzde durum biraz daha aydınlık olsa da ülkemizde hala kız çocuklarının okuyamadığı, zorla evlendirilme korkusundan intihar etmek zorunda kaldıkları bir zaman içerisindeyiz. Çağımızı göz önüne aldığımızda Rufus, “Kadınlar Da Felsefe Yapmalı Mıdır?” yazısında oldukça ileri görüşlüdür. Kadınlar felsefe yapmalıdır, kadınlar tüm sosyal hayat içerisinde bulunmalı ve her birey, kadın–erkek eşitliğini savunmalıdır. Bu eşitliğin olması için de çocukluktan itibaren kadınlar da erkekler de bu bilinç ile yetiştirilmelidir. Feminist Manifesto’nun yazılma amaçlarından biri de budur. Adichie’ye, arkadaşı, bebeğini nasıl feminist olarak yetiştirebileceğini sormuştur. Yazarımız bunun büyük bir görev olduğunu düşünerek 15 maddeden oluşan bu eseri yazmıştır.

Anahtar Kelimeler: feminizm, eşitlik, köle, felsefe, eğitim

Giriş

 “Feminizm herkes içindir.”

Bu yazıda Stoacı Gaius Musonius Rufus’un “Kadınlar Da Felsefe Yapmalı Mıdır?” başlıklı yazısını Chimamanda Ngozi Adichie’nin yazmış olduğu Feminist Manifesto’dan vereceğim örnekler aracılığıyla incelemeye çalışacağım. Ancak bu incelemeye geçmeden önce ‘birey’ kavramının neden Antik Yunan Dönemi’nde değil de Helenistik Dönem’de çıktığına değineceğim. Bu iki dönemin demografik yapılarının genel olarak incelenmesinin konuyu anlamak için gerekli olduğunu düşünüyorum. Antik Yunan Dönemi’nde soylu olmadığı takdirde kadının köle olarak görülmesi durumu Helenistik Dönem’de niçin değişmiştir?

Demografik Yapıları

Helenistik Dönem, Antik Yunan dönemi ile Roma İmparatorluğu arasında olan bir geçiş dönemidir. Antik Yunan Dönemi’nde ‘barbarlar, Yunan vatandaşı olmayanlar ve soylu olmayan kadınlar’ yurttaş sayılmıyordu. Köleler adeta bir hayvan muamelesi görüyordu ve sınıflar arası geçiş nadiren gerçekleşiyordu. Helenistik Dönem ile beraber ilk kez birey olma durumu ortaya çıkmıştır. Peki, neden Antik Yunan Dönemi’nde değil de bu dönemde birey ortaya çıkmıştır?

Bunun nedeninin Tanrı’ya olan bakışlarından kaynaklandığını savunabiliriz. Öyle ki Tanrılar bile kendi aralarında bir hiyerarşi içerisindedirler. Örneğin Zeus’un en üst seviyede yer alması gibi. Oysa Stoacılarda Tanrı tüm evrenin içine eşit bir şekilde yayılmış durumdadır. Tanrı’nın evrene içkin ve eşit durumda yayılmış olması onların insanları eşit olarak görmesine neden olmuştur. İnsanları da diğer hayvanlardan ayıran tek özellik ‘akıl’ yetisinin olmasıdır.

Buraya kadar genel olarak iki dönem içinde olan demografik yapıyı genel hatlarıyla inceledim. Şimdi birkaç örnekle Stoa ekolünde insan kavramının nasıl olduğuna bakalım.

Stoacı Filozofların İnsan Kavramının Genel Çerçevesi

Zenon’un bir fragmanında söylediği gibi onlar için iki tür insan vardır: Çalışkan olan ve çalışkan olmayan.[1] İnsanlar arasında olan tek ayrım da akıl yetilerini ne şekilde kullandıkları arasında olan bir ayrımdır.

Yeryüzünde olan tüm varlıklar arasında insan, en başta bedensel ve zihinsel yetileri bakımından diğerlerinden üstündür. O halde insan en iyi ve en asil canlıdır.[2] (Kleanthes) Öyle ki insan akıl yetisi bakımından hayvanlarla arasında olan farkı ortaya koyabilmektedir.

“….Zira bizim kendi doğamız, bütün doğanın bir parçasıdır.”[3] (Hrisippos) O, burada insanın doğaya ait olduğunu, onun bir parçası olduğunu, makro kozmos–mikro kozmos ilişkisi içerisinde olduğunu anlatmaktadır. Bu fragmandan hareketle diyebiliriz ki insan, parçası olduğu doğaya uygun olarak yaşarsa mutlu olabilir, iyiye yaklaşabilir.

Akıllı olanlar özgürdür ve istediklerini yapabilirler; fakat akıllı olmayanlar köledir ve kendilerine müsaade edilmeyeni yaparlar. Öyleyse özgürlüğü, müsaade edilenin ve yasak olanın bilgisine sahip olmak olarak adlandırabiliriz; fakat kölelik, müsaade edilen ve edilmeyen konusunda cahilliktir.” (Antipatros) Burada vurgulanmak istenen şey, aklını kullanarak sonuca ulaşmayanın köle durumuna düşeceğidir. Aklını kullanmayan insan bağımlıdır ve kendi kararlarını verebilecek yetiye sahip değildir.

Tin, bir insan bedeninde misafir olan Tanrı’dan başka nedir ki?” (Cicero) Burada Tin olarak bahsedilen bir ruh değildir. Bahsedilen Tin, ‘kavramlarla düşünme ve eyleme kapasitesi’nden başka bir şey değildir. Tanrı doğaya içkin bir akıldır ve burada Tanrı, akıl olarak düşünülmektedir.

O halde genel olarak Stoacıların insan kavramına baktığımızda şu sonuçlara ulaşırız: İlk olarak, insan, doğanın küçültülmüş bir parçasıdır. İkinci olarak, Tanrı’nın doğaya eşit bir şekilde yayılmasından kaynaklı olarak her insanın içinde aynı derecede Tanrısallık bulunur. Bu nedenle insanlar da eşittir. Son olarak, insanlar arasında tek bir ayrım vardır. O da akıl yetisini yeterli olarak kullanan ve kullanmayan arasındadır. Kullananlar çalışkan, başarılı ve Tanrısal olana yakın olandır. Çalışkan olmayanlar ise bunların tam tersine sahip olandır, cahillik içerisindedir.

Bu yazının diğer yarısında Gaius Musonius Rufus’un “Kadınlar Da Felsefe Yapmalı Mıdır?” başlıklı yazısını Feminist Manifesto adlı eserden örneklerle açıklayacağım.

Kadınlar Da Felsefe Yapmalı Mıdır?

“….kadınlar, dedi o, Tanrılardan erkekler gibi aynı aklı edinmişlerdir.”[4]

Antik Yunan Dönemi’nden sonra gelen bir dönem içerisinde baktığımızda bu açıklama döneminin çok ötesinde bir açıklamadır. Daha önce insan olarak bile görünmeyen kadının ilk olarak akıl yetisi bakımından erkekler ile eşit durumda olduğu kabul edilmektedir. Üzülerek söylüyorum ki bu sorun günümüzde hala açıklanmaya ve bir takım akıl yetisinden yoksun insanlara kabul ettirilmeye çalışılmaktadır. Rufus cümlesine şu şekilde devam eder: “Birbirimizle ilişki içerisinde kullandığımız akıl aynı akıldır ve her konuda iyi mi yoksa kötü mü, güzel mi yoksa çirkin mi olduğuna aynı akıl ile karar veririz.” Feminizm de benzer temeller üzerine kurulmuştur. Cinsiyet eşitliğini savunur. Feminist Manifesto da bu düşüncelerin temellendirilmesi üzerinden yazılmış bir eserdir.

“…bir kadının ev yönetimini bilmesi için ve ev için uygun olanın ne olduğunu konusunda karar verebilmesi gerekir. Fakat bunun en çok felsefe yapabilen kadının özelliği olabileceğini düşünüyorum.[5]

Burada verilen örnek, dönemi için yeterli olsa da artık geçerliliğini yitirmiş durumdadır. O dönem içerisinde kadın ev işleri ile ilgilenirken artık kadın tüm sosyal hayat içerisinde rol almaktadır. Feminist Manifesto’dan hareketle üçüncü kuralından yararlanarak bu konuya güncel bir eklemede bulunabiliriz. Üçüncü kural toplumsal kuralların tam bir saçmalık[6] olduğu ile alakalıdır. Bazı kimselerce kabul edilmiş bu toplumsal rollerin neler olduğunu günlük hayatta duyduğumuz bazı cümlelerle hatırlayalım. Bunlar, ‘elinin hamuruyla erkek işine karışma, kadın dediğin ev işleriyle uğraşır, kadının gecenin bir köründe dışarıda ne işi var’ ve benzeri söylemlerdir. Bunlar artık 21. yy’da tarihe karışması gereken söylemlerdir.

Rufus’un amacı burada toplumsal rolleri belirlemek değil, aksine bu görevlerin her birinin yaşamın bir parçası olduğu ve yaşam biliminin de felsefe olduğunu vurgulamaktır.[7]

Feminist Manifesto’nun dokuzuncu kuralı ‘herkesin bir kimlik kazanması gerektiği’dir.[8] Tabi ki bir kimlik kazanmak için en önemli olan şey felsefe yapmaktır. Felsefe, bizim, iç dünyamızı örgütlememizi sağlar. Bu da iç dünyamızın dengeli olmasını ve iki duygu arasında geçiş yaparken kendimizi kontrol edebilmemizi, yani ölçülü olmamızı sağlar.

Sonuç

Öncelikle, 21.yy’da bu konunun hala tartışılmakta olan bir konu olması çok üzücüdür. Köleleştirilme durumu insanın kendi kendisine ya da toplum tarafından bireye yapılmakta olan bir durumdur. Doğada böyle bir durum bulunmamaktadır. Her insan diğeriyle eşit durumdadır ve insanlar zorunlu olarak eşit haklara sahip olmaktadır. Birçok ülkeye karşılık bizim ülkemizde kadınların, sosyal hayata girmelerinin değerinin farkında olmadıklarını ve bu duruma sahip çıkmadıklarını düşünüyorum.

Rufus yazısının sonunda kadın–erkek eşitliği sonucuna ulaşır. Bu eşitlikten yola çıkarak kadınların da felsefe yapmaları gerektiğini ve felsefe yapan kadınların da erkeklerin de daha erdemli, ahlaklı ve ölçülü bireyler olabileceğini vurgular. Kadınlar da erkekler gibi aynı akıl yetisine ve eşitliğe sahip olmalıdır. Bunun için yapılması gereken en önemli şey bu bilinçle çocukların yetiştirilmesidir. Gerek aile içi rollerde gerekse eğitim müfredatında bu koşulların sağlanması önemlidir. Ancak kadın–erkek eşitliğinde yetişen toplumlar ilerleyebilir ve özgürleşebilir. Türdeş olan iki cinsten birinin köle konumunda olduğu bir toplumdan özgürleşme bekleyemeyiz. Bu konuda unutmamamız gereken en önemli nokta şudur: Sadece kadının bilinçlendirilmesi yetersizdir. Konu iki cinsiyeti de ilgilendiren bir konudur ve erkeklerin de kadınlar gibi bu konuda bilinçlenmesi gerekir. Feminizm herkes içindir!

Dipnotlar:

[1] Doğan Göçmen, Stoacılar Dersi Notları. 2018-2019 Öğretim Yılı

[2] Doğan Göçmen, Stoacılar Dersi Notları. 2018-2019 Öğretim Yılı

[3] Doğan Göçmen, Stoacılar Dersi Notları. 2018-2019 Öğretim Yılı

[4] Doğan Göçmen, Stoacılar Dersi Notları. 2018-2019 Öğretim Yılı

[5] Doğan Göçmen, Stoacılar Dersi Notları. 2018-2019 Öğretim Yılı

[6] Chimamanda Ngozi Adichie, Feminist Manifesto, s.24

[7] Doğan Göçmen, Stoacılar Dersi Notları. 2018-2019 Öğretim Yılı

[8] Chimamanda Ngozi Adichie, Feminist Manifesto, s.58

Kaynakça:
  1. Chimamanda Ngozi Adichie, Feminist Manifesto. çev., Begüm Kovulmaz (İSTANBUL: DOĞAN KİTAP, 2019) 3. BASKI
  2. PROF. DR. Doğan Göçmen, Dokuz Eylül Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Stoacılar Dersi Ders Notları, 2018-2019 Öğretim Yılı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s