MERDİVEN ALTI HAYATLAR

MErdivEn Altı HayAtlAr

Gülçehre çehresi güle öykünmüş kaderi kedere… Mum gibi yanar, döner döner kırılır… Nefesi söner bir cana susar yutar yutar sessizliğin içinde çöldeki deve misali çok sevdiği dikeni yer yerken ağzı kanar kanıyla lezzetlenir daha çok yer bilir sonu ölüm ama vazgeçemez son nefesine kadar haris bir sevdayla harese yer… İşte Cevahir’le aşkı sevdası da haresedir… Kimsesizler yurdunda kimsesi olmuştur Cevahir… Her düştüğünde kaldıran ağladığında küçücük kolları ile şefkatle saran yemek saatlerinde onun sevebileceğini düşündüğü ne varsa ona saklayan uykudan önce karınları zil çalarken özel buluşma yerleri yangın merdiveninde göğsünden çıkarıp gözlerinde ki mutlulukla doyardı Cevahir…

Öyle çok severdi ki…

Ne kadar seviyorsun  ? derdi Gülçehre

Mavi derdi Cevahir

MAVİ…

Denizmi?

Gökmü?

Hangisi kadar???

 Gözünün alabildiği

Mavinin her tonu…

Aklının alamayacağı kadar…

 Sevda işte çocuk kalbe düşmüştü hayal etmek mümkün mü…

 Çok defa siper olmuştu Cevahir cezaya küfre aşağılanmaya sevdası için… Ve büyüdüler birbirlerine sarılarak büyüdüler. Yurt müdürü odasına çağırdı tek tek 18 yaşına girenleri ayni konuşmayı belki bininci kez yapıyordu o kadar rahat anlatıyordu ki Cevahir şaşkınlık içerisinde itiraz etmeden dinledi ama aklında hep Gülçehre vardı. Ayrılırlarsa ne yapacaktı nasıl koruyacaktı… Cevahir dedi müdür cevap alamayınca bir daha sordu sesini yükselterek anca o zaman silkindi artık veda vakti dedi müdür devlet baba bu kadar bakabiliyor bundan sonrası kendi ayaklarının üzerinde durma becerisi…. Cevahir odadan hiçbir şey söylemeden çıktı. Koridorda Gülçehre bekliyordu Cevahir’in ayakları geri geri gitti… Gülçehre koşarak yanına geldi müdür baba neden çağırmış??? Yerde gökte ses var Cevahir’de yok… Ağzında yuvarlanıyor ama bir türlü söyleyemiyor…

Gülçehre hayır!!! Diye bağırdı… Cevahir belki ilk defa süngüsünü düşürdü gözyaşlarına hakim olamadı sadece ama sadece sarıldı sıkı sıkıya… Neden sonra ayrıldı döndü sevdiğine bu kalp var ya bu kalp sadece senin için atıyor… Dinle… Duydunmu???  Gül-Çehre tik tak… Gülçehre sessizliğe gömülmüş kefensiz tabutsuz cenaze gibi… Cevap vermiyor; duymuyor sanki başka boyutta… Cevahir ikimiz için bir dünya doğacak Ben sen yurda veda edene kadar her gün geleceğim ve ev iş bulacağım bundan sonrası sadece sen ve ben varız. Var mısın benimle bir hayat kurmaya??? Gülçehre kaldırdı kömür karası gözlerini Baktı o gözlerde dildekini tasdik bekler gibi… Boynunu büktü sıra sıra yaşlar süzülürken… Cevahir doğru söylüyorum neden bana inanmıyorsun Gülüm çehresine kurban olduğum neden neden.., Cevahir görevlinin artık eşyalarını toplayıp gitmelisin sözüyle karagözlü sevdiğine daha sıkı sarıldı. Çare yok gitmek zorundayım ama gün doğmadan her zamanki yerde bekleyeceğim dedi ve kolları düştü cansız bedenini sürükleye sürükleye çıktı odaya gitmedi hiçbir şey almadan demir kapının önünde geriye dönüp baktı çocukluğu sevdası anası babası her şeyi… Kapıdan çıktı bir daha dönüp bakamadı kulaklarında demir kapının sesi balyoz gibi indi sağır olmuştu sanki kapandı kapılar çocukluğum içerde kaldı… Artık yaşları serbest bırakmıştı… Beyoğlu’na kadar yürüdü gençlerle takıldığı bara gitti belki bir arkadaşı görür kalacak yer iş ayarlardı. Baktı kimse yok daha erken dedi birazdan düşerler. Bira söyledi barmene. Düşüncelere daldı… Gülçehrem ne yapıyordur diye…

Ağlıyor mu? Cezamı aldı? Diğer çocuklar zarar vermese? Milyon tane entrika kafasının içinde yer değiştiriyor…. Oooo seni buralarda görürmüyüz Cevahir… Selim diye sarıldık… Sorma yurttan ayrıldım bu gece kalacak yer lazım sonra iş. Ahh dert ettiğin şeye bak kolay kolay bu gece bende kalırsın yarında çalıştığım gece klübünde başlarsın aramıza hoş geldin… Hadi demlenelim.. Barmen masayı donat Cevahir’im gelmiş Kusur istemem. Ordan burdan konuştular Cevahir rahatlamıştı; Gülçehre çıkana kadar her şeyi yoluna koyacaktı sonrası cennet… Hayallerle Selim’in bekar evine geldiler. Selim bir Çek yata attı kendini horlamaya başladı diğer koltuğa ilişti Cevahir uyku girmez gözüne ne zaman kapatsa gözlerini karagözlü Gülçehre kaşları kaldırmış kızğın kızğın bakıyor… Vicdanı sızlıyor kapatamıyor gözlerini şurda günün aymasına ne kaldı en fazla bir saat koşa koşa gideceğim o kara gözlerden öpmeye… Göz kapakları mahkum edilmiş kızgında olsa kara gözlerin içinde uykuya teslim olmuştu. Selim’in hadi kalk uykucu sözleri ile fırladı… Günaydın bile demeden işim bitince seni bulurum deyip koşmaya başladı. Ahh nasıl daldım kara gözlümün gözü yolda kaldı; ilk günden sözümü tutamazken nasıl inansın ki bu deli oğlana … Demir kapının önünde buldu kendini nasıl koştuysa… Hemen arka tarafa dolanıp yangın merdivenine çıkmaya başladı. Çıkarken aklına geldi bu merdivenlerde öpmüştü ilk kez… Gülçehre’nin boynuna sarılması ile düşten uyanıp kara gözlerde başka düşlere daldı. Durmadan soruyordu ardı arkası kesilmiyor nefes almıyordu. Elimi yavaşça dudaklarına koydum dinle sevgilim dinle güzel haberlerim var. Kara gözler şimşek gibi çaktı sarıldı tekrar tekrar… Anlatmaya başladım Selim dedim iş buldu bugün başlayacağım ev de sonra bak gör hayatımız nasıl renklenecek. Sonra ben sormaya başladım gecen nasıl geçti rahatsız eden var mı acmısın… İyiyim merak etme dedi. Tek derdim sen sadece sen… Kara gözlüm çok yakında hasret bitecek bekle çok yakında… Kara gözlerinden öptüm yarın yine geleceğim benim canıma iyi bak. Ve koşar ayak Selim’in iş yerine geldim. Selim kapıda karşıladı patronun yanına çıktılar.Simsiyah takım elbiseli yaşlı bir adam belliki görmüş geçirmiş kaşının üzerinde derin bir kesik izi parmağındaki kuru kafa yüzük ilk dikkatimi çeken buyur delikanlı Selim anlattı nasıl baba yiğit olduğunu bıçkın bir delikanlı olduğunu bize de böylesi lazım ekmek teknemize ne kadar sahip çıkarsan biz de seni ailemizden bilir öyle sahip çıkarız. Selim anlatsın işi başla kalacak yeri de söyleyin bizim çocuklara ayarlasınlar. Bir mağazaya götürür donatın beline de kırkbeşlik cebine para altına araba. Selim işaret etti çıktık dışarı tamamdır dedi birkaç telefon konuşması sonra hadi dedi atladık arabaya güzel şeyler olacak dedim içimden… Birkaç takım giydim Selim lacivert siyah ve bir sürü gömlek ayakkab ı dedi ne kadar ödedi bilmiyorum gözlükleri de aldık mı burdaki işimiz biter. Hadi bir yemek yiyelim acıkmadın mı kardaş… Vallahi koşturmadan farketmedim… Kebapçıya girdik bir çırpıda yiyip çıktık. Arabaya bindik biraz dolandık sonra emaneti alacağız dedi karanlık sokaklar dan girdik labirent gibi binaların içinde zemin katta kapı çaldık parola dedi “Elmas” dedi Selim kapı açıldı. Yılmaz ağanın selamı var emaneti almaya geldik dedi. İçerisi zifiri karanlık ben karanlığa alışamadığımdan belki kimseyi göremedim. Sesi duydum Aleyküm selam başımla beraber dedi emanet burda Yılmaz ağama söyle ne zaman isterse sözü emirdir biz de kulu kölesi selametle. Selim uzandı aldı baş üstüne deyip çıktık. Kimdi neler oluyor dedim. Selim korkma racon böyle dedi. Tekrar arabaya binip klübün kapısına geldik. Selim emaneti çıkarttı belime taktı sonra idman yapacağız oyuncak gibi zaten sadece korkutmak maksatlı. Arabadan indim kapıda duracağız dedi Beni izle ben ne yapıyorsam onu yap dedi. Gelen konukları içeri alıyoruz birbirinden şık hanımefendiler beyefendiler Selim anlatıyor bu gelen holding sahibi yanındaki de kaçıncı sevgilisi ev kapatmış köpekleri bile bizden lüks yaşıyor. O gece bir sürü iş sahibi ve hayat dinledim arada içeride dolaşıp bir sıkıntı var mı diye bakıyoruz ağdalı bir müzik açık saçık giyinen konsomatrisler pahalı içkiler sahnede solist olarak hiç adını duymadığım ağır makyajlı bayanlar arada dozu kaçırıp etrafa sataşan

beyefendiler. Selim hadi diyor çıkartıyoruz önce kibarca olmadı etkisiz hale getirip taksiyle postalıyoruz mesai dörtte bitti. Eve geçip yattım. Bir an önce Karagözlüm le eve çıkarsak durumu düzelttiğim gibi bırakacağım diyorum. Kafamda deli sorular… Sabah olduğu gibi kara gözlüm deyim. Kucağımda melek soruyor nasıl geçti ne yaptın…. Tek tek cevaplıyorum… Ağzı açık dinliyor… Ama silahtan klüpten karanlık adamlardan bahsetmedim korkmasın Gülüm… Az kaldı bir tanem yakında eve yerleşeceğim seni alıp yuvamıza götüreceğim. Gamzeleri gül şerbeti gibi açtı Gonca gülüm karagözlerini… İnşallah inşallah dedi. Yetti yetti öyle mesutum ki… Dağları delmiş Ferhat gibi Aslı’sına kavuşmaya gün sayıyor… Karagözlümü öptüm bir daha öptüm… Köşe de bekleyen Selim’in yanına gittim. Yengeyi neden burdan almıyorsun dedi. Alacağım  dedim ev ayarlayayım tutar mıyım… Sorun ettiğine bak hemen ayarlayalım dedi. İşyerine yakın birkaç yer var bak bakalım beğendiğini tutalım hem eşyalı Hemen yerleşirsiniz. Bakalım dedim. İlkini bulunduğu bina gözüm tutmayınca başka dedim… Korkuyordum gece yalnız kalacak Karagözlüm… İkincisi ilkine göre daha iyiydi komşuları da tamam burası olsun dedim tuttuk. Şimdi Gülçehremin yaşını doldurmasını beklemek kaldı bir aya dolacak dolduğu gibi alırım gülümü koklamaya doyamadığım… İşe geçtik dünkü gibi bir mesai daha Bir biri ardına günler geçti patronun gözün de yükselmeye başladım. Her gece tomarla para veriyor aferin koçum diyor ve gidiyordu. Eve iyice alışmış gülüm için eksik gedik bırakmamak için mağazaları eve taşıyor her gün ondan güzel kokmayan bir gülle yangın merdivenine uçuyordum yüreğim havalanmış günü güne ekliyordum nihayet kavuşmamıza tek birgün kalmıştı uyuyamıyor saatle yarış ediyordum tik tak… Sabah oldu gözlerimi kapatmadan  heyecan soluğumu kesmiş nasıl gittim Demir kapının önüne bilmiyorum ama görünürde kimse yok geçmek bilmeyen saatler kaç paket bitirdim ve ne kadar volta attım bilmiyorum… Sonunda kapı açıldı Karagözlüm elinde valizle gözüktü bizim tayfada peşinde… Açtım kollarımı uçarak geldi bir ürkek serçe kondu ta şu yüreğimin kapağına Eksik parçası tamamlanmış saat gibi çalışmaya başladı tik tak Gül-Çehrem Tik tak Kara-Gözüm… Bizim tayfaya da gizliden işareti verdim aldım canımı arabanın ön koltuğuna yerleştirdim. Arka koltukta süprizler… Kocaman gül buketini dizlerine bıraktım Sevinçten ağlıyoruz… Durmak ağlamak yok bugün kavuşma günümüz bugün doğum günün asla unutamayacağımız bir gün… Hadi gülümse Karagözlüm… Nikah dairesine götürdüm yıldırım nikahı dedim bütün organizasyonu Selim önceden yapmıştı. Hepsi de içerideydi yurttan bizim tayfada tam tekmil… Karagözlüm gelinliği görünce bayılacaktı zarf gibi titriyordu. Yirmi dakika içinde masada hazır oturuyorduk memur başladı evetler arka arkaya havada patladı alkış kıyamet arasında ayağına bas ayağına… Bastı dünden razıydım Gülüme Gül-Çehreme…. Selim hadi dedi klübe patron orada kutlama yapacak korna çala çala gittik… Olanlar ağzını açık bırakmış gülümün… Davulla zurnayla karşılandık bize özel masa hazırlanmış dansla giriş yaptık babanın elini öptük hayır duasını aldık sürpriz düğün başladı oynuyorlar masamıza geçtik tam o sırada içeri silahlı patronun hısımları girdi mermiler havada uçuşuyor gülümü masanın altına soktum silahıma davranıp babanın önüne geçtim gözlerim karardı olduğum yere yığılmışım.Kanlar içinde polisler geldiğinde etrafta sağ kimse kalmamıştı Gözlerimi araladım Gülçehre Karagözlüm… Sayıklıyor ama sesini duyamıyordum… Hastanede kendime geldiğimde bağırdım sesimin sonuna kadar içeri hemşire ve polisler dışında kimse gelmedi. Polisler oradan benim haricimde canlı çıkmadığını söyledi aklımı yitirdim aletleri söküp kalmak istedim sakinleştirici verip bağladılar yatağa… Neden sonra sordum neredeler diye? Bir ay oldu Karaca Ahmet mezarlığında defnedildiler dedi. İnanamıyordum olamaz olmamalı… Gülüm soldu… İçerim köz… Nasıl yaşarım nasıl… Ben ben ben niye yaşıyorum ki…

Bir sakinleştirici daha verdiler bırakın beni Gülüme gideceğim dedikçe bir iğne daha ne kadar uyuttular beni bilmiyorum Bildiğim tek şey Karagözlüm Ağustos’ta doğmuştu şimdi takvimler şubatın 14 ‘ünü gösteriyor… Daha bir özledim hastaneden taburcu oldum. Kocaman bir Gül demetiyle Mezarlığa gittim Karagözlümü sordum gösterdiler en köşede yapayalnız memura sordum yan tarafını almak istiyorum aile kabristanı yapacağım hemen aldım sonra Karagözlüme sarılır gibi toprağa sarıldım çok özledim al beni kollarına derin uykulara çıkarttım beni bir karabasana sokan o  silahı kafama dayadım anam babam çocukluğum aç kollarını ben geldim…

SİBELKARAGÖZ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s