Romantik Aşk Düğün Kalp Şekilli Kokulu Mumlar Ev Dekorasyonu Düğün Doğum  Günü Partisi Dekorasyon Ev Kategoride Mumlar - Pricessmart.org

Anladım ki hayat üç boyutlu bir yanılgıymış. İnsanların birkaç yüzü olduğunu o maske düştükten sonra anlarmış. Kirli bir akıntıyı, saflığını bozmadan içine alabilmek için insan bir deniz olmakmış. Meğer hayat, bir kaldırımın kenarında düşmeden yürüyebilmekmiş.

Bazen de kâğıttan gemilerin denizi, bazen de kâğıt gemilerin barınağıymış. Bir adım ötende dahi neler olacağını bilememekmiş hayat dediğin. Her su birikintisine yokluğunu ve hasretliğini yüklediğim gemileri salıyorum sana doğru. Akıntıya, rüzgara aldırmadan.

Her sahile indiğimde martılar benim başımın üstünde dönmeye başlıyor. Dilimdeki türküye sesleriyle eşlik ediyor gibiler. Sanki onlarında haberleri var gibi. Seni özlediğimi onlarda biliyor. Eminim ki onların kulaklarına saçlarıma küs rüzgarlar fısıldıyor. Uzanıyorum kumlara aşımın üstünde dönen martıları seyrediyorum. Sonra kapatıyorum gözlerimi yüzümün terleri, yüreğimin ferleri ile sana yürüyorum. Yürümek de sayılmaz bence adeta sana koşuyorum.  Sevmelere doyamayacağım bedenini düşünüyorum. Sonra kendimi cimcikliyorum kendine gel sapık duygulara doğru yol alıyor bu koşturmaca diyorum gülüyorum kendi kendime.


Sevmenin her devirde farklı oynandığı bir yaşam sahnesinde bütün ayrılıklar da birbirinin benzeriymiş meğer. Coşkularımız anlık, sevinçlerimiz sahte, sevdalarımız mağrurmuş. Yüreğimizin kırlarında büyüyen kelebekler var oldukça bizler o kelebekleri özgürlüğe ulaştırmak adına mücadele vermeye devam edecez gibi görünüyor. Dedik ya hayat üç boyutlu bir film ve bizler o filmin baş rol oyuncularıyız. Günü geldiğinde inecek perde film bitecek son yazacak.


Belki de son yazmıştır da biz görmemişizdir. Ne zaman söndü lambalar, kim söndürdü bilinmez… Yakın Ulan lambalarını artık aşkın karanlıkta bırakmayın sevenleri…

Her yaş ÇOCUK,
Her dem AŞIK,
Her nefes DOST kalın ama lütfen hep böyle kalın…


Şiirbaz
19.09.1999

Reklamlar

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın