entropy.

Melis GÜRÜM

Kusursuzluk En Büyük Kusurdur

Bilim, evrenin başlangıcının 13,82 milyar yıl önce oluşan büyük bir patlama ile meydana geldiğini ileri sürmektedir. Bizim dünyamızın ise bu koca oluşuma oranla sadece 4,5 milyar yıldan beri var olduğu düşünülmektedir. Bunca zaman boyunca belki de evrendeki çoğu şey sayısız badireler atlattı. Böylesine devasa olduğu düşünülen ve her geçen saniye daha da genişlemekte olan bir şeyin içinde biz insanlardan çoğumuz tüm bu olup bitenin farkında dahi değiliz ve günlük hayatlarımızı yaşamaya devam etmekle meşgulüz. Fakat bazılarımız var ki böylesi devasa büyüklükte olan evrenin kusursuz olduğunu düşünüyor.

O halde kusur nedir ya da ne değildir? Okumakta olduğunuz yazıda bu konu üzerinde duracağım. Şimdiden keyifli okumalar.

Günümüzde birçok ülkede çoğu kişi kusursuz olmak için değişik çabalar içerisine girmektedir, hatta moda ve estetik bu durumun en büyük örneklerindendir. Kusursuz olmak çoğu insanın hayalidir ve bu yüzyıllar boyunca da devam edecek gibi duruyor.

En Büyük Kusur: Ölüm

İnsansoyu giriştiği bu kusursuz olma savaşı içerisinde aslında tüm canlılık için de kabul edilen büyük bir engelle karşı karşıya gelmektedir. Bu kusur sizlerin de tahmin edebileceği gibi ve herkesçe kabul edilen ‘ölüm’dür. Bugün hala insanın yaşamını uzatmak, hatta daha da ilerisine giderek ‘ölümsüz kılmak’ için tıbbi çalışmalar üretilmektedir. Fakat diğer yandan baktığımızda ölümsüzlük, insanın tabiatına da aykırı bir durumdur aslında. Çünkü insan, yapısı gereği ölümlü bir varlıktır. Öte yandan baktığımızda insan eğer ölümsüz bir var olan olsaydı bunca kişinin aynı dünya içerisinde bu kadar kısıtlı doğa koşullarıyla nasıl yaşayacağı tamamen bir muamma olarak kalmaktadır.

İnsan da diğer tüm canlılar gibi doğduğu ilk andan itibaren her geçen saniye yaşlanmaya başlamakta ve devam etmektedir. Bu evrenin en temel kanunudur. Bildiğimiz üzere termodinamiğin ikinci yasası olarak kabul edilen ve Ludwig Boltzmann tarafından tanımlanan “entropi yasası” da bunu ileri sürmektedir. Boltzmann, dünyanın düzeninin, atomların rastgele çarpışmasından kaynaklandığını ileri sürmekteydi. Üzerinde çalışmış olduğu entropi yasası hiçbir sistemin mükemmel olamayacağını bizlere göstermiştir.1  Ancak ilk çağlardan bu yana pasajda da sözü geçen düzensizliğin farkına varmış ve ondaki uyum üzerine yoğunlaşmış olan çok önemli filozoflar da vardır. Bu filozofların başında Miletli Anaksimandros ve Ephesoslu Herakleitos gelmektedir.

Presokratiklerde Düzensizlik ve ‘Uyum

Anaksimandros’a göre başlangıçta bir Apeiron vardı ve ondan farklılaşma yoluyla önce sıcak ve soğuk zıtlığı oluştu. Buradan da zıtlıklar meydana geldi. Sonuç olarak bu zıtlıklar veya zıtlar kendisinden çıkmış oldukları birliğe veya B i r – o l a n ’a döneceklerdir. Bunun da nedeni onların birbirlerine karşı işlemiş oldukları suçun cezasını ödemelerinin gerekçesiydi. Herakleitos, bu düşünceye katılmamaktaydı. Çünkü Anaksimadros’a göre zıtlıkların yapmış oldukları mücadelede kötü bir şey vardı. Bundan dolayı zıtlıkların veya bireysel varlıkların Apeiron’a dönerek onun içinde erimeleri, yok olmaları haklı ve adil bir şeydi. Hatta bu adaletin ta kendisiydi. Fakat Herakleitos’a göre şayet zıtlar arasındaki bu mücadele olmasaydı hiçbir şey olmazdı. Ona göre, evren zıtların mücadelesinin meydana getirdiği kör uyum, armonidir. 2

Öte yandan Herakleitos’a göre, bu akışın ve oluşun ardında değişmeden sabit kalan bir şeyin varlığı söz konusudur. Ölçü onun görüşünün ana merkezindedir. Bu ölçüye Herakleitos l o g o s adını vermektedir. Evrendeki her şey bu yasanın hükmü altındadır.  3

Herakleitos’a göre evren, Tanrı, Logos, bütün bunlar aynı şeylerdir.4

Ölümlüler, ölümsüzler;  ölümsüzler, ölümlülerdir. Biri diğerinin ölümüyle yaşar;     diğerinin hayatıyla ölür.” Herakleitos (DK. B62 103, 58, 88, 59, 60, s. 192) 5                                                                                                

Stoacılar ise evren tasarımları konusunda en çok Herakleitos’tan esinlenmişler ve onun  Logos kavramını merkezlerine yerleştirmişlerdir. Herakleitos, Logos kavramını dünyanın bütünlüklü bağıntısı anlamında kullanmıştır. Stoacılara göre ise tek bir evren vardır, bu evren her şeyi kapsamakta olup bütünlüklü bir yapıya sahiptir. İşte bu bütünlüğü sağlayan şeyin ta kendisi de Logos’tur. Öte yandan Stoacılar evrenin kendisinin yanı sıra onu meydana getiren bütün bireysel varlıklar veya cisimleri de başka yönden bir karışımın ürünü olarak açıklamaktadırlar. 6

Bilim dünyasında çokça konuşulan Kaos Teorisi’nin kökeninde ise aslında kaos ve düzenin zıt olmadığı fikri yatmaktadır. Çünkü aslında bir bakıma içinde yaşadığımız dünya ve onun yanında sayısız gezegen ve yıldız bulunan Güneş sistemimiz de kaotik bir sistemdir.

Öte yandan Kuantuma göre de belirli determinist kurallar imkanlı değildir. Bu bakımdan her şeyin içerisinde bulunan atomların alt yapıları içerisinde de bir düzensizlik veya belirsizlik söz konusudur. Kaldı ki 1927 yılında Werner Heisenberg tarafından ortaya atılan Heisenberg Belirsizlik İlkesi de bu durumu bizlere kanıtlar niteliktedir. Bu ilkeye göre, bir atom altı parçacığın aynı anda konumunu ve momentumunu kesin olarak belirlemek mümkün değildir.

Peki, Bu Düzen Ve Kesinlik Arayışı Neden?

Bizler, insansoyu olarak düzensizlikten ve bunun da beraberinde getirmiş olduğu belirsizlikten her zaman tedirgin olmuşuzdur. Geleceği merak etmek eski çağlardan bu yana halen daha devam etmekte olan büyük bir meseledir. Kaldı ki bunun için fal, tarot vb. gibi birtakım yöntemler ürettik. 

Bütün bunların yanında kusurları kabul etmek yerine her şeyi estetiğe bağlayıp ortaya düzen içerisinde göze yaraşır bir görüntü çıkarmak istemişizdir. Makalenin başında da bahsettiğim ‘moda ve estetik’ bu durumdan doğan en belirgin sonuçlardır. Evet, her zaman estetik gözümüze hoş gelmektedir ancak devamındaki belirsizlikler de korkutucu gelmektedir. Fakat bilimin ve Herakleitos’un da bize gösterdiği gibi bu zıtlıklar ve kaos olmasaydı belki de  bu çark asla dönmeyecekti.

Sonuç                                                

Evrendeki her şeyin entropiye bağlı olup günden güne düzensizliğe doğru gitmesini bir kusur saymak mümkündür. Bu bakımdan ölüm, entropinin en belirgin sonucudur ve buna bağlı olarak ölüm, insan yaşamı ve hatta diğer tüm var olanlar için en büyük kusurdur ve öyle olmaya da devam edecektir. Fakat ne yazık ki uzun süre boyunca ölümsüz olmanın bir yolunun bulunması gibi bir durumun da keşfedilmesi imkânsız gibi duruyor. Kaldı ki her şeyin ölümsüz olacağı bir evrende yaşamak beraberinde yalnızca kaosu getirecektir.

Antik Mısır felsefesinin önemli düşünürlerinden biri olan Hermes’in öğretilerinde de zıtlık çok önemli bir meseledir. Hermes, Mısır’da Tiresmegustus (üç kere Hermes) olarak bilinir ve ‘üstatların üstadı’ diye çağrılırdı. Ayrıca Hermes, ökült irfanının babası, astrolojinin kurucusu, simyanın kâşifidir.7

Hermes’in düşünceleri farklı kültürlerce tanınmıştır ve onun düşüncelerini ve öğretilerini paylaşan kesimler de ortaya çıkmıştır. Nitekim ilk zamanlarda Hermes’in öğretileri Kybalion adında bir kitapta derlenmiştir. Kitapta Hermetik yedi prensipten bahsedilmektedir.  Bahsi geçen yedi prensipten biri olan “kutupluluk ilkesi”ne göre oldukça önemli bir görüş şu şekildedir: “Her şey ikilidir ve her şey iki kutba sahiptir, her şeyin kendi zıt çifti vardır.”8

Kybalion kitabında geçen Hermetik öğretinin bizlere gösterdiği ve Herakleitos’un da belirttiği gibi evren tamamen bu zıtlıkların uyumundan meydana gelmektedir. Belki de gözümüzü kaostan çekip bu durumu avantaja çevirmeliyiz. Her şeyi olumsuz tarafından görmek yerine içinden çıkılamayacak derecede karıştığı zaman tıpkı evrenin yaptığı gibi bu karışıklıktan bir armoni çıkarabiliriz. Kendimize, kulağımıza eşi benzeri olmayan muazzam bir müzik besteleyebiliriz.

Dipnotlar

  • Düzensizliğin Dahisi: Ludwig Boltzmann, Sibel Çağlar
  • İlkçağ Felsefe Tarihi 1, 7. Basım, 2016, s.186
  • İlkçağ Felsefe Tarihi 1, 7. Basım, 2016, s.195
  • İlkçağ Felsefe Tarihi 1, 7. Basım, 2016, s.196
  • İlkçağ Felsefe Tarihi 1, 7. Basım, 2016, s.192
  • İlkçağ Felsefe Tarihi 4, 4. Basım, 2016, s.292
  • Kybalion, 5. Basım 2016, s. 18
  • Kybalion, 5. Basım 2016, s 27

KAYNAK

  • ARSLAN, Ahmet, İlk Çağ Felsefe Tarihi 1, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 7. Baskı, İstanbul, Şubat 2016
  • ARSLAN, Ahmet, İlk Çağ Felsefe Tarihi 4, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 4. Baskı, İstanbul, Mart 2016
  • Bir Kelebeğin Kasırgası-KAOS TEORİSİ!, Bebar Bilim, Youtube.
  • ÇAĞLAR, Sibel, Düzensizliğin Dahisi: Ludwig Boltzmann
  • Entropi, Wikipedia.
  • İNTİHAR EDEN BİLİM İNSANLARIDüzensizliğin Laneti (Entropi), Acayip Şeyler Kanalı, Youtube.
  • Kybalion, Yedi Kozmik Yasa, Hermes Yayınları, 5. Basım, İstanbul, Ekim 2016, Türkçesi: Murat Sağlam
  • ÖZMERAL, Ege, Belirsizlik İlkesini Anlamak: Werner Heisenberg ve Diğerleri Ne Dedi?, (Evrim Ağacı)
One thought on “KUSURSUZLUĞUN KUSURU”

Bir Cevap Yazın