BUTLER, TOPLUMSAL CİNSİYET VE İKTİDAR

Reşat ÇAMURLU

“İdeal morfoloji adına insan bedenine dayatılan kısıtlamaları nasıl yeniden düşünmeliyiz ki norma uymayanlar yaşam içinde ölüme mahkum edilmesinler?

Kamusal alanda farklı cinsel kimlikler ne anlama geliyor? Cinsel kimlikler biyolojik bir özellik mi taşır? Yani, bu doğuştan getirilen bir özellik mi? Cinsel kimliklerin asıl belirleyicisi devlet ve onun kolluk kuvvetleri midir? Farklı cinsel kimlikler hastalık mı veya genel geçer cinsel algılayıştan sapma mıdır?

Judith Butler, ‘Ankara’ konuşmasını bu sorular çerçevesinde ele alır. Konuşmasının girişinde burada bulunma amacının “toplumsal cinsiyetin daima tek bir şekilde görünmesi gerektiğini savunanlara ve toplumsal cinsiyetlerin dışında, normatif olmayan şekillerde yaşayanları suçlu ilan etmeye çalışanlara karşı dayanışma içinde olmak” olduğunu vurgular. O, toplumsal cinsiyetin tekçi anlayışını yıkmak için çabalar. Butler, ‘ayrımcılığa uğrayan tüm azınlıkların özgür olmadan özgür olunamayacağını’, ayrımcılığa uğrayanlar için dayanışma içinde olmanın genel bir sorumluluk olduğunu bizlere söyler.

Dünyada ve Türkiye’de farklı cinsel kimliklere sahip insanların uğradığı şiddeti her gün kitle iletişim araçlarında görmek mümkün. Farklı kimliklere yönelik şiddet tekçi bir zihnin en olası sonuçlarından biridir. Şiddet tümüyle hiyerarşik olarak uygulanılır. Şiddet ‘tepeden topluma doğru’ yayılır. Şiddet, devlet ve onun kolluk kuvvetleri aracılığı ile toplumsal baskıyla beraber işler. Kimlikleri tanımlayanlar, tanımladıkları kimliklerin dışında kalanlara yönelik şiddeti normal görür. Böylece şiddet meşru bir forma bürünür.

Judith Butler cinsel kimliklerin oluşumunu, özcü bir yaklaşımla değil, toplumsal ve kültürel kodlarla açıklar. Butler’in kendi kuir anlayışına baktığımızda da ‘cinsel farklılığın biyolojik bir belirlenim olmadığı’ teziyle karşılaşırız. O, özcü bir kimlik modeline itiraz eder.

Ona göre cinsel kimlikler toplumsal ve kültürel kodlarla inşa edilir. Toplumsal cinsiyet ve kimlikler belirlenirken bu belirleme ikili bir kimlik üzerinden kurgulanır. Toplumsal cinsiyet ve kimliklerin belirlenimi ‘insani’ alanda sınırlı olarak çizilir. Dolayısıyla ötekileştirilmiş kimliklerin insani olanın dışında tutulmaları, baskı ve şiddetin normalleşmesine de neden olmuş olur.

Cinsiyet normlarına uygun toplumsal cinsiyet ve kimlik, insanın anatomik-genetik yapısından hareketle kurulur. Bu süreçte cinsiyet iktidar tarafından inşa edilir. İktidarın inşa ettiği kimlik değişmez statik bir kimliğe dönüşür. İktidarların belirlediği kimliğin normları dışında kalanlar ‘tedavi edilmesi gereken birer hasta’dır…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s