Sonbahar mevsiminde pazarda aramanız ve tüketmeniz gereken 9 sebze!


Göçüp gittikten sonra beni anlaman çok geçmiş olacak
Vicdanın varsa taş kalbinde, ihanetin elbet boğacak
Cenazem dururken kalafatta, imam önde cemaat ayakta
Hani sorar ya nasıldı diye? İhanetin bitmeyen kurbanıydı deyin…


Bak yapraklarını dökmeye başladı ağaçlar
Sonbaharı yaşıyor artık sevdalar
Uçurtmalar gibi salındı mı umutlar
Cennet kapısında bir hoş sadaydı deyin…


Gecelerin kardeşi, gönüllerin şairiydi deyin
Dost’a dost’tu düşmana düşman olamadı deyin
Her şeyi affederdi oysa buna dayanamadı yüreği
Gönül penceresi ihanete kapalıydı deyin…


Şiirbaz
24. ARALIK. 1998

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın