Sen yokken durur zaman.
Güneş durur, ay durur,
Bulutlar öylece durur.
Dalgalar durur,
Rüzgarlar durur,
İnsanlar durur.
Ben durmam!…
Ben inatla
Seni özlemeye devam ederim.
Durmadan, bıkmadan, usanmadan
Döneceğin günü beklerim.
Yüreğimdeki yangını
Söndüremez binlerce umman.
Yüreğimin sensizlikle
Yoğun olduğu bir yerlerde
Toplu güvercin katliamları başlar
Ve tek tek vurulur sevgi kuşlarım.

Senden sonra al yazma yapmıyor dokumacılar. Bütün dokuma tezgâhlarının yerine otomatik makineler icat ettiler. Hiçbir aşık lavanta sürmüyor mektuplarına ve yakmıyorlar kağıtların uçlarını. Artık hiçbir balıkçıda senin söylediğin şarkılar söylenmiyor. Senden sonra hiç kimse çocuğunun adına İlyas adını vermedi. Hiçbir şoför kamyonlarının arkasına aldırma gönül diye yazdırmadı hala. Ama bilerek çamura sapladılar arabalarını ve oturdular seni beklediler saatlerce al yazman ile gelirsin diye.


Bir zamanlar sen vardın seninle birlikte aşk vardı. Seninle birlikte Eşşek gözlü güzel kadınlar türedi ama hiç biri sen olamadı. Sana benzemeye çalışan kadınlar sistemin çarkında kaybolup gittiler Türkan. Artık aşklar uzaktan bakışarak yaşanmıyor Türkan. Pencereden bakışmalar, gülüşmeler ve ufak cilveleşmeler yok artık. Hiçbir aşık sevdiği için şarkılardan fal tutmuyor Türkan. Artık kızlarımız Mendil oyalamıyor, çaktırmadan yakışıklı gençler için düşürmüyorlar.


Sevginin o bitimsiz sıcaklığını elini tutmadan ki o kalp atışını duymuyor gençler. Hiçbir aşık sevdiğinin elini tuttuğunda yüreğini elindeymiş gibi hissetmiyor Türkan. Eskiden dokunmadan sevilebiliyordu sevgililer. Şimdilerde dokunulmazsa aşk olmadığını sanıyorlar. Zira aşkın tende değil yürekte başladığını bilmiyorlar Türkan. Artık aşkların gizliliği de kalmadı. Her şey ulu orta sokak ortasında yapılmakta ve ayıptır diyen da kalmadı Türkan. Senden sonra filmlerde öpüşme sahneleri sevişmelere kadar gitmeye başladı. Yatak da sevişme sahnesi olmayan filmler nadirleşti. Halk günleri yapılmıyor artık. Börekler dolmalar evde kaldı. Artık iyi insanları hiç kimse sevmiyor Türkan. Zira iyi olan ne varsa neslini tükettiler Türkan. Artık kadınlar dövülüyor, kadınlar yol ortasında öldürülüyor Türkan.


09. 07. 2020
Şiirbaz

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın