WITTGENSTEIN’IN HAYATINDAN FELSEFESİNE ‘DİL’

Reşat ÇAMURLU

“Bir dil imgelemek bir yaşam biçimi imgelemektir.”1

L. WITTGENSTEIN

Bir filozofun yaşamı ile söyledikleri arasında bir ilişki var mıdır? Eğer var ise bu nasıl bir ilişkidir?

Bu ilişkiyi belki de en fazla Wittgenstein’da gözlemleyebiliyoruz. Wittgenstein’ın yaşamına bir göz atalım:

*Dünyanın ‘Anlamı’

Öz kardeşleri intihar etmiş olan Wittgenstein’ın yakasını intihar fikri hiçbir zaman bırakmamış ve filozof Russell onun intihar fikrinden sürekli ‘tedirgin’ olmuştur. Belki de ailesinin içerisinden gelen ve onu derin etkilemiş olan intiharlar sebebi ile Wittgenstein yaşadığı dünyayı hiçbir zaman anlamlı bulmamıştır. Öyle ki ilk büyük eseri olan Tractatus’ta bizlere şu sözleri fısıldar: “Dünyanın anlamı, dışında yatsa gerek. Dünyanın içinde her şey nasılsa öyledir, her şey nasıl olup-bitiyorsa öyle olup-biter; içinde hiçbir değer yoktur -olsaydı bile, hiçbir değer taşımazdı...”2

Ona göre dünya olduğu gibi olandır, başka bir şeyde olmayandır. Dolayısıyla dünya öznemizin dışında değildir.

Wittgenstein’ın içine doğduğu bohem hayat asla ona göre değildi. Kimi zaman ilkokul öğretmenliği, kimi zaman üniversite hocalığı, kimi zaman da savaşta hasta bakıcılığı yaptı. Üniversite hocalığında birden bire dersi bırakır, Tegore’den şiirler okurdu. Wittgenstein hiçbir zaman zenginliğe önem vermemişti. Öyle ki babasından kalan bütün mirasını şairlere dağıtmıştır.

*Tractatus

Wittgenstein birinci kitabı olan Tractatus Logico-Philosophicus’da bütün felsefi sorunları sonuna kadar çözdüğünü söyler. Dil kaynaklı sorunların her zaman belirgin bir şekilde uğraştığı sorunlar olduğu Wittgenstein, felsefi sorunların aslında tümüyle dil sorunları olduğunu vurgular. Ona göre karşılaştığımız bütün sorunlar dil kaynaklıdır. Dolayısıyla dilin mantığını anladığımızda felsefenin de sorunlarını çözmüş olacağımıza vurgu yapar: “Bütün felsefe ‘dil eleştirisi’dir.”3

*Felsefi Soruşturmalar

Wittgenstein, “Felsefe her şeyi olduğu gibi bırakır.”4 sözünü kendi hayatına da uygular. Felsefeyi bırakır, çünkü artık ‘felsefe yapmaya gerek kalmadığına’ inanmaktadır. Aradan 16 yıl geçtikten sonra tekrar felsefeye döner. Çünkü yarıda bırakıp terk ettiği gündelik dilin sorunlarını çözmek ister. Bu, onun için olgu dilinden ‘olay dili’ne dönmek demekti. Ona göre insan dili sanıldığının aksine istikrarlı bir yapıya sahip değildi. Dil birden fazla kullanıma sahipti: “Ne kadar kullanım varsa o kadar anlam vardır diyebiliriz.”

Wittgenstein, felsefesini tamamlayıcı nitelikteki ikinci kitabı olan Felsefi Soruşturmalar’da şöyle der: “Yazımın başkalarını düşünme sıkıntısından kurtarmasını değil, eğer olanaklıysa insanın kendi düşüncelerini harekete geçirmesini istiyorum…” Tractatus eserindeki durgunluk artık Felsefi Soruşturmalar’da yoktur. O, bizi praksis’e yönlendirir…

Dipnotlar

1: WITTGENSTEIN, Ludwig, “Felsefi Soruşturmalar”, çev: Deniz Kanıt, Küyerel Yayınları, 1998, ss.19.

2: WITTGENSTEIN, Ludwig, “Tractatus Logico-Philosophicus”, çev: Oruç Aruoba, Metis Yayınları, 2018, ss. 167, paragraf: 6.41.

3: WITTGENSTEIN, Ludwig, “Tractatus Logico-Philosophicus”, çev: Oruç Aruoba, Metis Yayınları, 2018, ss. 47, paragraf: 4.0031.

4: WITTGENSTEIN, Ludwig, “Felsefi Soruşturmalar”, çev: Deniz Kanıt, Küyerel Yayınları, 1998, ss. 124

Kaynaklar

WITTGENSTEIN, Ludwig, “Felsefi Soruşturmalar”, çev: Deniz Kanıt, Küyerel Yayınları, 1998.

WITTGENSTEIN, Ludwig, “Tractatus Logico-Philosophicus”, çev: Oruç Aruoba, Metis Yayınları, 2018.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s