geceyi ay’a saklayıp

yıldızlarla

elim sende

oynamak

beynin içine

kurt düşüpte

umar bulamamak

hasretin

ateş ölçerinde

termometreleri

patlatmak

anlı ansız

hasretin

gözünden öpmek

tuşları

gecenin karasında

ezbere çeviripte

ara

tuşuna basamamak

hasretin yedi belası

yola çıkıp

gidememek

beraber gittiğiniz

bir daha

oturamadığınız

boynu yıkık

masalar

sandalyeler

geriye dönüp de

bakamadığımız

hayat

hasretin dik alası

bazıları

hasretin adını bilmez

bazıları

yıkıla yıkıla

içinin türkülerini dinler

dilleri değil

yürekleri

“seni seviyorum “

demiştir…

Sibel Karagöz

Bir Cevap Yazın