içimin depremleri hep bu saatlerde
başlıyor
önce artçılar
yavaş yavaş yıkıyor beni
üstelik duvarsızım
ellerinde murçta yok
üstelik tek bir söz bile
çıkmıyor ağzından
bir kirpik telinin düşmesine
yıkılıyorum
öyle beş altı şiddeti değil
başlı başına kıyamet
içimin atları dört nala
üstelik kör
çarpa çarpa yıkılıyorlar
ölüm çığlığa durmuş
ayaklarım çıplak
üstelik meftalar arasında
ölmeyen bir ben
bir yağmur yağsa
içimin çıkmaz sokakları
tek tek yıkansa
bahar gelir mi
börtü böcek
türbemi yeşile çalar mı
içimin atları
yeşilime ak düşürür mü
bir bahar gelse
vuslat düşer mi
cehennemime
kavuşmak cennete mi
kalır…

Sibel Karagöz

Reklamlar

Bir Cevap Yazın