Bir Fatiha Bırak Mezar Taşına

1 Temmuz 2017 Cumartesi

Bir Fatiha Bırak Mezar Taşına

Yıllardan 1951
Bir yağız delikanlı salınırdı köy meydanında …
Akşamı cenaze haberi karşılacak anasını, iki evladını, yarini…
Daha habersiz tabi.Köy meydanında bir söylenti dolanıyor o sıralar.
Kadem’i vuracaklarmış diyor ahali. Tuhaf, Kadem gülüyor.
Söylenti öyle ki, kan kardeşi kıyacakmış ona ! Kadem’e arkanı kolla yiğidim diyorlar. Kadem emin kardeş dediğinden, onun kurşunu bana işlemez kardeş kıymaz diyor.
Her söylentiye kapıyor kulağını … Sırtını yaslayacak can dediğine öyle çıkacak yola…
Nerden bilsin ki dağ gibi aslan, kan kardeş dediğinin ” kanıkalleş ” çıkacağını…

Kadem Emine’ye, Emine Kadem’e sevdalı … Bir tarafta karakaşlı, karagözlü, yürüdümü heybetinden tanıyorlar alem Kadem’i … Diğer tarafta Emine, gökyüzü gibi bakıyor Kadem’e. Her bakışı bir şimşek çaktırıyor kadem’de .

Emine’nin annesi rahat bırakmıyor evlendirecek Emine’yi başkasıyla .
Emine yar demem başkasına diye ne desede fayda vermiyor. Sonunda ana-baba görmüyor gözü, ahali ne der düşünmüyor gözü kara belli onunda kaçıyor Kadem’e.
O gece yas olacakken düğün oluyor Kadem’e için kavuşuyor sevdiğine… Hemen nikah, düğün o gün söz veriyorlar birbirlerine.
Kadem bırakmayacağım seni diyor Emine’ye. Emine de şüphe olsa kaçar mı hiç ? Bilirim elbet … diyor usulca Kadem’ine .
Kader ayıracak Kadem’i Emine’den o sıralar daha habersizler tabi .
İki evlat veriyor Emine Kadem’e . İki tane güzeller güzelini kucaklıyor Kadem. Biri Ayşe biri Ali. Ayşe’ye her sarıldığında ahh ediyor için için,  her sarıldığında doyamayacağım ben bu yavruma diyor.
Ayşe ailenin tek kara gözlüsü, aynı babası gibi bakıyor. Ona her bakan Kadem gibi bakıyor diyor.

Ali o zamanlarda daha 3 aylık, Ayşe desen yeni yürüyor 2 yaşında. Baba diye salınan Ayşe’ye kundaktaki Ali’ye kimse acımıyor.
Ana yüreği seziyor o gün yiğidine kıyacaklarını. Yavrum, gitme tepelere güvenme o dost dediğine diyor. Kadem emin kardeş dediğinden bir şey olmaz ana, sen kapa kulağını işitme elin sözlerini şeytan girmez bizim aramıza diyor. (Ahh be Kadem gitme o tepeye kıyacaklar sana yiğidim gitme işte ! Yaşlı anan dayanamaz yokluğuna, gencecik sevdalın bekler yolunu gitme Kadem’im )
Ayşe’ninde mi içine doğmuş bilinmez sabi yavrucak baba diye diye yürüyor babasının peşine… Kadem, kucaklıyor Ayşe’sini, açıyor gömleğinin düğmeleri basıyor bağrına içine alıyor yavrusunu eşine içim yanıyor ayran yap hele diyor evladını her severken söylediği gibi tekrar diline doluyor  ” ahh be ayşe’m ben sana doyamayacağım” diyor . Son sözleri bu yavrusuna …
Ayşe son defa kokladı o gün babasını, son defa sarıldı sıkıca, bir daha asla baba diyemeyecekti ama bunun son olduğunu bilemeyecek kadar küçüktü.
Kundaktaki Ali baba hiç diyemedi, hiç hatırlamayacaktı suretini, hiç değmemişti gözü gözüne … Ablasının gözlerinde tanıyacaktı babasını … Onun bakışında hatırlayacaktı herkes o yağız delikanlıyı…

Kadem sırtını yasladı kankardeş dediğine çıktı dağa. Lazlar belinde silahsız gezmez ama Kadem asla silahına güvenmez.
İşte o an …
Bir kurşun işledi tam sırtından ! Domuz kurşunu sıkmıştı kankardeş dediği kanıkalleş olan.
O kurşun dolanır ya hani içinde insanın, Kadem’in aklına ne geldi kim bilir ? Yetimlerinin kokusu mu, yarinin sevdası mı, anasının feryadı mı, kan kardeşinin kalleşliği mi !?
Dağ gibi delikanlı yığıldı yere !
Ama kalleşte acıma yok ! Kadem su diyor, kalleşte insaf yok ! Herkes topalandı başına, nasıl kıydın dağ gibi delikanlıya diyor ! Kalleş su vereni yakarım diyor !
” KALLEŞE VİCDAN SORULUR MU ? VİCDANI OLSA KALLEŞ OLUR MU ? ” ( S.C. )
O an yağmur yağıyor gökten. sen su vermesen ne fayda, Rabb’in yağdırıyor Rahmet’ini !
Açıyor ağzını Kadem, yudumluyor damla damla Rahmet’i.
Ruhu Şad olsun teslim ediyor Azrail’e kendini
Ana yüreği bu, anlamaz mı ? İçi yanıyor kadıncağızın belli, çıkıyor dağ yoluna. Yağmur Kadem’in kanını akıtmış yola ! Anlıyor anası . ” Kademime kıydılar ! ” diye feryad ediyor yaşlı ana, çıkıyor yaşlı haliyle bayırın tepesine herkese Kadem’imi gördünüz mü diyor, kimsede ses yok. Kıydılar mı yiğidime diyor, kimse de cevap yok …  Taki yiğidini boylu boyunca görene kadar… 
Emine’yi sormayın dostlar !  Bakamıyor ki yarinin yerdeki haline, nasıl dayansın yürek, kıydılar aslan gibi erine. İki yetim kaldı ardın da gözler yaşlı …
Ama katile cezası yetmez iken bir de  hafifletiyorlar cezasını, şahitler susturuluyor bir bir …
oyun kuruluyor Emine’ye . Köy yeri tabii, yıl 1951 okuma yazma bilmez Emine. Muhtar alıyor eline kağıdı getiriyor Emine’ye. Buraya parmak basarsan idam edecekler kalleşi diyor. Emine’nin zaten içi yanıyor, biraz su serper yüreğime diye parmak basıyor o kağıda. Birkaç gün sonra salınıyor kalleş köy meydanında. Yanında muhtar, oyun ettik sana diyor Emine’ye.  Emine’nin yüreğindeki kor tekrar alev alıyor. Kadem’inin kanı yerde kalmaz diye sevinirken şikayetini geri çektiğine dair kağıda parmak bastığını öğreniyor. Kime güvensin bundan gayrı Emine. Deniz mavisi gözlerini dikiyor muhtarın gözüne, açıyor elini Rabb’ine ” Dilerim Rabb’imden o bana kağıt uzatan ellerin kurur !” diyor.
Ertesi gün bir söz dolanıyor köy meydanında ” Muhtar felç oldu ! “

“MAZLUMUN ACISI KALIR MI YERDE ? ONUN DUÂ’SI DİREK RABB’İNDE ! “

Sebep sonradan belli oluyor;
Gençler rüşt ispatlamışlar. Köyün en yağızı kim deseler Kadem gösterilir oldu, kim usul bilir deseler Kadem derler, o zaman kim devrilirse köye söz geçer ? ” Kadem ” derler !
Lakin Kadem’e yaklaşmak güç. Eğmez ki kimseye boynunu, sırtını dönmez ki kimseye…
Bir kişi var kan kardeş dediği o yaklaşır ona denir. Onun da kanı kalleşmiş Kadem ne bilir ?
O kandırılır. Dağ devrilir ve köy susturulur.
Aama bitmez hikaye …
Emine sık sık ziyaretine gider yarinin, bırakmaz orada …
Ne kadar giderse gitsin yanına, ne kadar sadık kalırsa kalsın bitmemiş ki Kadem’in imtihanı …
Bu sefer de Emine Gelin diye laflar dolanır ahalide. Şimdi ne olacak Emine ? İki çocukla ortada kaldı vs vs bu sözlere dayanamayan kayınvalidesi diğer oğlu İsmail’e alır Emine’yi. İsmail’de başkasına sevdalı ama yetim kalmasın dedi abimin evlatları boyun eğdi kadere …

Ölünün içi yanar mı, o üzülür mü, o kızar mı, o küser mi demeyin dostlar ! Küsmüş işte Kadem Emine’sine. Evlendikten sonra ne zaman gitse Kadem’ine mezardan sesler duyarmış, yer sallanırmış . Başta aldırış etmemiş, sonra bakmış ki ne zaman gitse aynı şeyler oluyor sormuş bir Hoca’ya. Hoca içli içli bakmış Emine’nin gözüne, ne yaptın kızım sen, ne yaptın da bu adam istemiyor seni mezarı başında !? Emine bükmüş boynunu öz kardeşiyle evlendim demiş.
Ahh be Kadem ne çilen varmış senin !? Kan kardeş dediğin canını aldı,  yarin öz kardeşine kaldı …
Gitme demiş hoca Emine’ye. Ruhu rahat değil sen başındayken, istemiyor artık seni, gitme sakın yanına, acı çektirme ona …
Emine o gün bugündür daha uğramamış Kadem’in yanına.
Kademi’in mezarı körpe bir yerde kalmış ; dere geçiyorsun aslında asfalt köprü var artık, bağ-bahçe geçiyorsun ama patika bir yol var dikenli yolları deviriyorsun öyle gidiyorsun yanına… Artık imkan istense ziyaret edilir, körpe bir yerde ama gidilir yanına. Buna rağmen yanında bir Fatiha okuyanı olmamış bunca sene…
Mezar taşında adı silinmiş ölüm yılı da yazmaz, doğumda.
Anası da ölünce kimse gelmemiş  uzun zaman. Sorsan kimse mezarını bilmez. Nerede desen kim derler, unutmuşlar delikanlıyı.
Bende hep uzaktan yollardım Duâ’mı takii gidene kadar başına.

Evet dostlar, bu yağız delikanlı benim büyük dedem Kadem ! Onun gibi bakan ailenin tek karagözlü evladı da benim annanem. Kaç çocuğu olmuş Emine’nin bir tanesi bile Kadem gözlü olmamış. Annaneme ne zaman Kadem dedenin mezarını sorsam şu yolun altındaki ormanın girişinde bir yerde, ahh kızım gidemiyorum ki yanına çok yalnız kaldı orada, kimse uğramıyor başına, güzel yol da yok tek gidemiyorum der üzülürdü …
Bu sene gittik hep beraber. Şükürler olsun ki bana da Nasip oldu Kadem dedemin mezarını görmek…
Kardeşi İsmail bu sene birkaç ay önce vefat etti. Yolun kenarındaki bir mezarlığa defin ettiler onu da. Ama Kadem’in boynu hep bükük kaldı. Bu Bayram’da biz gittik okuduk Allah kabul etsin İnşaAllah
ama
bekler işte sık sık. Ruhu bekler, gelsin bir Fatiha da bana okusunlar der. Bunca yıl sevda yaşadım, aslan bildiniz beni, nasıl unuttunuz der elbet. Evlatlarım, yeğenlerim, torunlarım nasıl bilmezler beni, nasıl uğramazlar yanıma der !
… ve Dua bekler.

Bu hikaye size kurmaca ya da abartılı gelebilir ama doğru bir hikaye …
Ne acı ki birçok kısmını annanem birkaç sene önce öğrendi. Yaşlı bir nine anlattı sen Kadem’in kızısın diye durdurdu Ayşe’yi …
Kadın yeni yürüyen Ayşe’yi gördü bir an belli gözleri doldu senin baban böyle bir insandı diye anlattı. Kızım, senin baban su dedi vermedi yağmur yağdırdı Mevla’m dedi. Kızım dedi, senin babana kıydılar, bizi susturdular . Hakkını helal et … !

Aradan kaç yıl geçerse geçsin kundaktaki bebe bastonla da gezse hiç Yetim sözü bükmez mi belini sanırsınız ?
Baba diye tutunmak istemez miydi sanırsınız ?
Amca da olsa el işte, baba deme bana demiş diyememiş küçük Ayşe’de .Baba diyememek kolay mı sanırsınız ?
Büyüse ne fayda, bir baba ve evlat görünce içi yanmaz mı sanırsınız ?!
Bu ahlar geçer mi sanırsınız !?
Eğer sanarsanız, yanılırsınız !
Yetim hakkı deyip geçme ! Peygamber’imiz de yetim büyüdü, O’nun hakkı ne demek bilir misin ?
Bir evladın baba deme hakkını elinden almak peki …. Onun anlamını bilir misin ?

Küçük Ali ve Küçük Ayşe şimdi torunlarını seviyor. Allah onları bize bağışlasın İnşaALLAH … (AMİN !!!)
Biliyorum annaneme okusam bu yazıyı hıçkırahıçkıra baba diyerek ağlar ! Hala içi yanıyor biliyorum. Sık sık dalar çünkü baba ve kız çocuğu görünce yakınında. Geçmiyor işte bilirim ki her göz damlasında ah ediyor babasından ayırana. Yetim hakkı bırakacak mı sandın yakanı kanıkalleş !
Bırakmayacak !
Belki ölmüüştür o da bilmiyorum ama hesap diğer tarafta çok çetin geçecek !
Kadem’i mezara koydun bitti sandım ama unutma o toprak altına herkes girecek !

“Bu yazıyı yazdım çünkü benim her defasında içim parçalanıyor. Fatiha’nızı eksik etmeyin ondan da nolur … Aklınıza gelir mi bilmiyorum ama lütfen anımsadığınız her anda okuyun o da sevinsin torunun evladından aldığı bu hediye için. Lütfen Mezardakileri bırakmayın. Biz okuyalım ki bize de okuyan olsun … “

“Allah’ın Rızası için Sende bir Fatiha bırak mezar taşına ” ALLAH KABUL ETSİN İNŞAALLAH ! AMİN!!!

Teşekkürler …

Fara Mezar m SEMANUR COŞKU
1 AĞUSTOS 2017
04.18
EV

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s