Günaydın akşamından yorgun
karaşamından hüzün
gibi tatlı telaşa
bırakan              
burun uçlarına kırmızılık   

Ve elleri buz çölünde kaynatan
Sabaha!
                                     
Gidemedi ki sesi bir
gideme d’ismi iki
git! Sen artık uç
dudaklarımdan
dökülür dökülmez fil perisi
merdivenle çıktım aklın yerine…   

-Arapçada yoktur ü sesi!    
Afrikada bir aslan kükremeyi unutunca
tüm renkler zenci kalırmış 
kimse kalır yapamamış
zenciler ceylan olmuşsa da böcek
senciler seni bırakamamış
bencilerse ben satımında yükselerek
seri üretime geçmiş miş miş 
  
-miş li geçmemiş  zaman…

Küçük bir çocuk var yeşil güzeli.

Bakışlarında serinlik 
eriyor
sesinde tedirginlik…
geziyor 
onda bütün alametler
geliyor yine sinsi sinsi belametler  
yeşil ve güzel..

-şimdiki zamane ekleri şim diyorlar!  
                                      
Evde kimse yok su da
bir bahanem yok soda içmek için
gece sizin güneşi yoksa da
bir musalla taşı da sıcak olur
boğazım da ağrıyordu    
şeker mi koydun çayıma?      

-Gün gün aydın aydındır.
    
Belki bir şair
Der ki
Seviyorum hektometreleri…      

Büşra Yüzlü

Bir Cevap Yazın