Kozlu’ da doğmuşum
Saymayı öğrenmişim, sünnet olmuşum
Babamın dediği gibi yani,
Bende adam olmuşum.
Koynuma alıp yeni pabuçlarımı,
Rüyalara dalmışım.
Pamuk prensesle uyumuşum.
Tahta üstüne tahtalar koyup,
Büyükçe kaleler kurmuşum.
Bir bardak süt için ağlamışım.
Anamın masa örtülerini çalıp,
Karların üstünde kaymışım.
Örtü yırtıldı diye beşkardeşle tanışmışım.
Sokak aralarında uçurtma uçurmuşum,
Kuyruğuna sevdalarımı takmışım.
Kedi, tavuk kovalamışım,
Duvarlara çişimi yapmışım.
Çelik çomak oynamışım.
Saklambaç oynamışım da,
Kadere ebelenmişim.
İçmediğim halde,
İçenlere izmarit toplamışım.
Kahvehanelere girip,
Gazoz kapaklarıyla ceplerimi doldurmuşum.
Bir kapak için kafaları yarmışım.
Sonra büyümüşüm.
Delikanlı olmuşum.
Tertemiz yataklarda pis rüyalar görmüşüm.
Duvarlara yazılar yazıp,
Bekçilerden kaçmışım.
Nezaretlerde yatmışım.
Coplarla tanışmış,
Sırtımdaki morluklara, gülmüşüm.
Aşık olmuşum sonra,
Şiirler yazmışım.
Sevdiğim için dayaklar atmış,
Çok dayaklar yemişim.
Martılara sevdalanmışım.
Deniz kıyılarında yatmışım
Karadeniz’de gemiler yakmışım.
İçmişim, sarhoş gezmişim,
Avare mavare olmuşum.
Hüzünlerle dolmuşum.
Evlenmişim velhasıl,
Mavi kızla tanışmışım.
Çocuk için alevken
Demre İle kucaklaşmışım.
Altı yıl sonra baba olmuşum.
Babamı daha da iyi anlamışım.
Öyle olmuşum, böyle olmuşum.
Sonunda ben ben olmuşum.
Sonunda bende Şiirbaz olmuşum…………

ŞİİRBAZ
25. şubat. 2006
Reklamlar

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın