Aylardan nisan, günlerden pazartesi
Gökteki yıldızlara anlatıyorum derdimi
Çevirmişim yüreğimi gizem dolu geceye
Dönüşü olmayan hayallere dalmışım…

O kadar sır dolu ki şu geceler
Sanki her bir yıldız aşkı heceler
Her sevene bir ışık bir umut olsun
Sen mutluluğa giden tek yolsun…

Serin eser şu kozlunun gece rüzgarı
Anlatır kalemin kağıda olan aşkını
Alabildiğine süzülerek sevgi aleminden
Seni uçuracağım altın kafesinden…

Aylardan nisan günlerden pazartesi
Sevdaya el saldığım günün ertesi
Çevirmişim yüzümü gizem dolu geceye
Seni işlemişim ilmek ilmek heceye…

Şiirbaz
17.Ocak 1994

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın