Yüreğin yalnızlıktan üşüdükçe
Çıkar gelirim güzelliğine
Gün ışığı giyinmiş o sıcak tenine
Bir buse kondursam kızar mısın?..

Şehir üstüne üstüne gelirken
Gündüze dargın, geceyle evliyken
Gönül kapın açık, ama içi boş iken
Gelip de öpsem seni kızar mısın?..
Attığın zarlar hep yek gelirken
Yaşam seninle dalga geçiyorken
Gözlerinde yaş, kan dudaklar bükük iken
Bir buse kondursam kızar mısın?..
Unutulmuş aşklar sarayında neferim
Unutulan aşklarımı beklerim
Bir gece yıldız kayarken gökyüzünden
Seni seviyorum desem bana kızar mısın?..

Şiirbaz

12.ŞUBAT. 1984

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın