Sevdan göçmenlerin kanatlarında sürgün
Ben senin sevdana sürgün tükeniyor ömür
Ne günüm belli ne de gecem aydınlık sensiz
Nasıl yaşarsın bilmem yabanlarda bensiz…

Sensiz akşamlarda, zifirlere seni yazacağım
Belki sensiz, sevgisiz kaç bahar yaşayacağım
Seni görebilsem de, göremesem de mecburen
Ben yine seni düşünüp dudaklarıma dokunacağım…

Siyaha inat beyaza dost olan, ağaran saçlarım
Sana götüremeyecek kadar yorgun bacaklarım
Bitmedi bitmeyecek sanırım sana yazdığım şiir
Bunun adı aşk, ne okus pokus veya ne de sihir…

Sensiz baharlarda düşen her yaprağı sayacağım
Şunu bil ki hep boş kalacak yatağımda sol yanım
Göçmenlere kanıp da uğramazsan şayet yüreğime
Ben yine seni özleyip dudaklarıma dokunacağım…

Ama bil ki bu tende hep yanan bir ben var.
Ve bu ateşler içinde üşüyen sevdalı bir yürek.!
Ölmüş hayatın diri adımları atılacak sokaklara
Ama ne sana açılacak bu kapı ne de bana…

Sonraları ayrılıklar acıtmaz olacak elleri
Kanayan avuçlar tutuyor olacak karanfilleri
Ne suyum var şimdi ne de ışığım senden gayrı
Ceylanım keşke sensiz yaşamak kolay olsaydı…

Şimdi kim bilir kimin yüreğinde saklısın
Kim bilir kimim rüzgârlarındasın şimdi
Seni her saniye her an be an anacağım
Sensiz mecburen dudaklarıma dokunacağım…
Şiirbaz
22. Temmuz. 2006

Reklamlar

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın