Çoğu gün efkârlıyımdır ben
Oltanın ucundaki balığa efkârlanırım
Kafesteki kanaryaya bazen
Sevgiliye verilmek için koparılmış karanfile
Kapana yakalanmış saka kuşuna bazen…
Çoğu gün efkârlıyımdır ben
Hoyrat ellerde kalmış güzele efkârlanırım
Çamura batmış kadına bazen
Aşk dolu sözlerle yazılmış iki satır şiire
Sokak ortasında dilenen çocuğa bazen…
Çoğu gün efkârlıyımdır ben
Jilete hedef olmuş bileklere efkârlanırım
Çisil çisil yağan yağmura bazen
Giden sevgilinin ardından ağlayan gözlere
Hasretle öpülen dudaklara bazen…

Şiirbaz
09. EYLÜL. 2009

Reklamlar

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın