Yıldızlar kayboldu karardı gece
Umutlar yok oldu anlayamazsın
Hüzünler doldu kayboldu neşe
Sevinçler yok oldu anlayamazsın…
Rüyamda gördüm seni geliyor sandım
Ah o tatlı sözlere nasılda kandım
Sönmüş bir lavdım bak nasıl yandım
Hayaller yok oldu anlayamazsın…
Hani söz vermiştin yakında gelecektin
Seni seviyorum sevgilim diyecektin
İçimdeki hasreti hani dindirecektin
Yarınlar yok oldu anlayamazsın…
Seninle yemyeşildim sensiz çürüyorum
Ben ağlarken sen gülüyorsun biliyorum
Bayılmalar sıklaştı sonunda ölüyorum
Şiirbaz yok oldu anlayamazsın…

ŞİİRBAZ
28.01. 2001

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın