İki ile üç arası,uyunmalıydı

Sabah kalkıp gidilmeli işe

Oysa hayat bir koşuşturmaca

değildi.

Hayat bir dinlenmeceydi.

Durup dinlemece,anlamaca

Ağaçları..

Ağaçların kokularına,kollarıyla

sarılmaca.

Ama unuttuk ağaçlara sarılmayı.

Ve her şey,ağaçları sulamayı unutunca başladı..

Kurudu dünya

Boy verdi betonlar

Beton yığını topraklar kapladı göğü

Oysa

Ay da gece doğardı

Bilemedik.

Karıncalar, gece yürüyüşüne çıkardı

Biz ise hep uykudaydık.

on iki ile üç arası özellikle

Çünkü

gece uyumalıydı

Öyleydi öğretilen

Düşünsene,

sen hiç bilemeyecektin

gece gökyüzünde neler döndüğünü

Bulutların aldığı şekli

Dağların büründüğü rengi

Ya yıldızlar

Ay,mor bir salkım gibi olurdu batarken..

Ama sen uykudaydın

Hele ki sabaha karşı dört ise

Uyumalıydın.

Bir Eylül gecesiydi

Saat 2.22

Ben bu gecede düşündüm bunları

Açık buldum kapıyı ve çıktım dışarı

Bir Ay’a baktım

bir de açık kalan kapıya

Bir de uykuda olanlara

Uzakları dinledim

Uzakları çektim içime nefes diye

Beni ve her şeyi Yaradanı hatırladım

Dinim de bunu emrederdi halbuki

Ah ne yazık ki uyku vardı

Öylesine derin bir uyku..

Ben böyle bir gecede düşündüm bunları

Hissettim,yaşadım ve

yazdım

Sokak lambası ışığında

Ay’ın bakışları altında …

Fatma Hafızoğlu

Bir Cevap Yazın