AZİZİYE TABYALARINDA BİR DESTAN

Herşey küçük bir ışıkla başladı. Kör ve kuytu karanlıklardan gelen hükümran düşüncelere meydan okur adına yandı ışık. Zulmün pençesinden bir çocuk çığlığı yükseliyordu ve açtı kundaktaki bebek. Tüm evrenin kulaklarını sağır edercesine bir gürültü koptu toprak damlı evden. Mehmetim bugün tarih yazıyordu, Aziziye Tabyalarında. Yüklenmişti hatun öküz arabasına tüm çıplak ayaklı çocukların hayallerini vede umutlarını. Cepheye taşıyordu bir mermi ve altında donmakta olan bebeği. Yarınlar verebilmek adına bir mücadeleydi derdin adı bugün. Sert ve soğuk rüzgarlar esiyordu memleket semalarında. Kalabalık bir gürültü koptu uzaklarda. Başlamıştı top atışları ve bir destan yazılıyordu kırmızıya çalan kentte. Peşi sıra düşenler ve onları izleyenler… Bu gece ne zaman sabah olacaktı anne? Ay uydusu değil sanki katabasanıydı dünyanın. Şafak sökmek bilmiyor ve gözyaşları dinmiyordu. Selalar yükselirken minarelerden bir ses vardı kulaklarda. Essalatü hayrün minen nevm. Namaz uykudan hayırlıdır dedi o sesin sahibi. Eller semaya açılmıştı ve kükrüyordu gökyüzü. Kızıl bir renge bürünmüş yatıyordu kar altında şehidim. Al yanaklı yavrusu kundakta yetim kalmıştı. Yol gözlüyordu puslu bir cam ardındaki çeyizlik kızlar. Oysa gelmeyecekti Ahmetler, Mehmetler. Usulca yapan kar şiddetini arttırmış sanki kusuyordu gökyüzü bu karanlık güne. Ve bir daha dönmedi hiç bebeğiyle gidenler cepheye. Bir anne ağıtıdır ki yükseldi durdu memleketimin mor menekşe açan yaylasında. Ahmet in Mehmetin emaneti kaldı geriye. Bir sabi bir de dul kadın bıraktılar toprak anaya. Şimdi bir kan damlası düşse geceden heceye ve o gelse tutsa ellerinden bir güz günü bırakıp gittiği yavuklusunun ellerinden. Sarılsa evladına sıkıca. Biliyorum bu gece de gelmeyecek mehmetim demese Fatma Hatun. Küçük arif sormayacak mıydı babam nerede diye bir gün? Bugün işte o gün. Bugün işte o gün!  Bir devrin battığı, karanlık gecenin gündüze kavuştuğu gün. Yiğidim sen rahat uyu gözünde arkada kalmasın büyüdü küçük arifin. Sen bize bir vatan bıraktın karlar altında vurulup düşerken Mehmet’im. Biz de bir çift göz koyverdik yoluna. Bir menekşe attı cumhuriyetin çocukları mezar başına. Ve dolandı adın bir milletin diline. Sen o öldüğün gün değil unutulduğun gün ölürsün ki unutanın kanı kurusun. Bir hançer yarasıdır sanki kanar da durur. Nenem Hatun kulak ver bana! Bir giden olursa biz bin gelir bir ölen olursa biz bin doğarız. Dememiş miydi toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır, senden sonra Mithat Cemal. Ey güzel anam. Bırak ellerimi de gideyim koynuna düşmanın . Küresin yiğidin dağ yamaçlarında. Yeter ki bir kirli el değmesin başındaki yazmasına kadınımın. Hadi gel kardeşim bugün bir devrin battığı gündür. Bugün Rus ihtilalinin ülkem topraklarından kesilip atıldığı gündür.

SERDAR YILDIRIM

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s