Neden? 

Ne neden diye hemen okuduğunuz an da soracaksınız kendinize. Sonra devam ettikçe iyice sorgulamaya başlayacaksınız, sonra sıkıldım deyip kenarı çekileceksiniz..
İşte yaptığımız en büyük hata tam da buradan kaynaklanıyor. Sorgulamadan yargılayıp kenarı atmak, ah ne bedbaht bir şey. Bu nasıl bir acziyet. Düşünmekten korkan bir insan sanırım gelecek için büyük bir vahşet. Bilmediklerimizin esiri olup yanlışın birebir ortasında kalıyoruz. Oysa ki tek bir kelime “neden” böyle diyerek  derine inebilsek neler neler göreceğiz oralarda… Mesela hiç izlediniz mı sokakta yürürken insanları, hayvanları, bitkileri, arabaları her şeyi… Geçtiğiniz her adım da bir başka hayatı geride bırakıyoruz. Ne yani o adımları atmayalim diyebilirsiniz ama söylemek istediğim, yeriniz de saymanız değil aksine geri de bıraktığınız her hayatı anlamaya çalışmak. Evden çıkmadan önce dönüp aynada kendinize bakın ve ne şikayetiniz  varsa hepsini kendinizle paylaşın. Bir sürü keşkelerle çıkacağınız sokakta görmeyi becerebilirseniz sizin keşkelerinize ihtiyacı olan milyonlarca yüzle karşılaşacaksiniz hatta karşılaşacağız. Eğer bakmayı bırakıp görmeyi denersek sokaktaki başı boş dolaşan bir köpekden yahut kediden bile öğreneceğimiz o kadar çok şey var ki… Demem o ki zamanın üstü örtük bozukluğunu görelim, görmek zorundayız. Yoksa gelecek, bu bozuk düzenin yıkıntıları altın da kalacak. Peki ne yapalım derseniz de benim nacizane tavsiyem yargılamadan sorgulayalım, boş gözlerle değil dolu dolu bakan gözlerle görmeye çalışalım. Sokakta başı boş dolaşan bir köpeği, dilencilik yapan teyzeyi, okulda olması gerekirken sokakta bir kuruş için pisliğin içine sürülmüş bir çocuğu, elinde sigarasıyla bir ağacın altına sinmiş bir adamı, dedikodu yapmak için gözleri dört açmış teyzeleri bile sorgulayan bir çift göz olalım. Çünkü onları anladıkça kendimizi doğruya sürükleyeceğiz, onları anladıkça kalplerini göreceğiz, onları anladıkça nasıl davranmamız gerektiğini daha iyi bileceğiz ve onları anladıkça bu bozuk düzenin nasıl düzeltileceğine dair çözümleri biz üreteceğiz. Güzel bir insanlık ve dünya için kimseyi kınamadan ve kırmadan onun yaşadığı ortamı göz ardı etmeden sorgulayalım​ ve anlayalım. İnanıyorum ki tembellik yapmayıp insanların hayatlarını kenara atmazsak daha farklı bir insanlık ortaya çıkacak. Sorgulayan, dinleyen, anlayan bir nesil. İşte Akif’in dediği Asım’ın nesli o zaman geri dönecek.

SEMA ALTINAY

Bir Cevap Yazın